KaRaNLıK SoKaK

HayaTı Siktir Edenler...
 
AnasayfaKapıTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Punk Nedir?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
AzUr
Admin


Mesaj Sayısı: 60
Kayıt tarihi: 18/11/08
Yaş: 20

MesajKonu: Punk Nedir?   Salı Kas. 18, 2008 12:34 pm

PuNk RoCk (:
Punk; kültür politika ve estetiği ile kurumsallaşmış sanat teorileri
ve bunu yaratan topluma, toplumsal sisteme karşı doğmuş bir
reddediştir. Punk, sanatçıyı devrimci olarak görür, geleneksel ve
kalıplaşmış davranış ve yaşam biçimine karşı yıkıcı bir tavır
geliştirir. Bireyin kişisel gelişimini yönlendiren, yaşam biçimini
şekillendiren toplumsal organizmayı herşeyin suçlusu olarak görür ve
saldırmaktan çekinmez. Punk'a göre herşey alt üst olmalıdır; aykırı,
ayrıksı giyim tarzı, ve gündelik yaşamda sınırlann
belirsizleştirilmesi, bilinçli kışkırtıcılık, kabul görmüş ve
tekdüzeleşmiş yaşam biçiminin yeniden düzenlenmesi (ya da
düzensizleştirilmesi) punk yaşam biçiminin devrimci taktikleridir.

Punk'ın kendini var ettiği sahne; ekonomik ve toplumsal buhranın
yaşamın her alanını cenderede tuttuğu 1970'lerin son dönemlerindeki
İngiltere'dir. Punk akımı; İngiltere'deki ekonomik bunalımdan büyük
zarar gören işçi sınıfı gençleri arasında doğdu. "Geleceğin olmadığı'"
hayatlarının ve politik güç sahibi kişilerce yönetilen bir toplum
tarafından önceden belirlendiği gerçeği, toplumsal dinamiği oluşturan
gençlerin en büyük buhranıydı. Bu buhranın köklerinin fütürizm,
dadaizm, nihilizm ve anarşizm

Punklar içinde bulunduklan durumu protesto etmek için ellerindeki her
malzeme ile bedenleri de dahil, kendilerini ironik bir biçimde
"toplumsal atık" olarak sundular: Köle kıyafetleri, zincirler, deriler,
dayatılan cinsiyetçi modaya karşı androjenlik, parçalanmış giysiler,
rengarenk ve dikleştirilmiş rahatsız edici saç biçimleri ve punk
sembollerinden bedene iliştirilmiş çengelli iğne... Punk antimodadır.
Amacı geleneksel kalıplar içinde yaşayan topluma karşı algıyı bozmaya
yönelik açık bir saldındır.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://karanliksokak.forummum.com
AzUr
Admin


Mesaj Sayısı: 60
Kayıt tarihi: 18/11/08
Yaş: 20

MesajKonu: Geri: Punk Nedir?   Salı Kas. 18, 2008 12:37 pm


Punk Giyim Tarzı

Punk kültürü; halka onlarla özdeşleşmedikleri ve insanlar arası sınıf
farklarının olduğu sürece de özdeşleşmeyecekleri mesajını verdiler.
Punk rock Amerikada1960'ların sonunda ve 1970'lerde Avrupa ve Kuzey
Amerikadaki pre-punk gruplarını da etkilemiştir. Özellikle The New York
Dolls un etkilediği birçok punk grubu vardır.
Punklar içinde bulunduklan durumu protesto etmek için ellerindeki her
malzeme ile bedenleri de dahil, kendilerini ironik bir biçimde
"toplumsal atık" olarak sundular: Köle kıyafetleri, zincirler, deriler,
dayatılan cinsiyetçi modaya karşı androjenlik, parçalanmış giysiler,
rengarenk ve dikleştirilmiş rahatsız edici saç biçimleri ve punk
sembollerinden bedene iliştirilmiş çengelli iğne... Punk antimodadır.
Amacı geleneksel kalıplar içinde yaşayan topluma karşı algıyı bozmaya
yönelik açık bir saldındır.
Punk estetiğinin yaratıcısı olarak kabul edilen Londralı modacı
Vivienne Westwood (Sex Pistols'in doğuşunda da nedenlerinden olan 'Sex'
adlı dükkanın ortaklanndan) şu sözleri ile punk esetetiğinin "nedenini"
açıklıyor:
"...Onun giysilerini giyrnek için cesur olmanız gerekir. sokakta
yürürken tüm dikkatleri üzerinize çekeceksiniz. Bu tepkileri davet eden
bir güç gösterisidir. Giysiler genellikle fikirleri sözlerden daha iyi
anlatabilir. Bir kitap, bir poster ya da broşür kadar yıkıcı bir silah
olabilir: Otobüste yanınızda 'Anarchy in the UK' (Birleşik Krallıkta
Anarşi) tişörtü ile oturan biri sizi anıda rahatsız eder."

Punk stili ve modası İngiltere 'de önem kazanıp mohawk punk stiliyle
birleşmiştir. Mohawk etkisi aslında "Taxi Driver" filminde Robert De
Niro'nun şaç şekliyle olmuştur.İngiltereli Richard Hell bu sac modelini
biraz değiştirerek ve boyayarak bugünki punk saçının oluşumunu
tamamlamıştır
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://karanliksokak.forummum.com
AzUr
Admin


Mesaj Sayısı: 60
Kayıt tarihi: 18/11/08
Yaş: 20

MesajKonu: Geri: Punk Nedir?   Salı Kas. 18, 2008 12:37 pm

Punk Terimleri Sözlüğü

D.I.Y. :
Açılımı; "Do It Yourself", yani bir nevi "Kendin Pişir Herkes
Sebeplensin".... D.I.Y. mantalitesine sahip gruplar, fanzinler ve diğer
aktivite sahipleri; ürünlerini hiçbir şekilde plak firmaları, dağıtıcı
firmalar ya da büyük ve ticari mailorderlar olmaksızın kendi
olanaklarıyla çoğaltan ve dinleyicilere ürünü konserlerde elden
vererek, distrolar aracılığıyla ya da mektup, fanzinler, mail ve
flyerlar yoluyla ulaştırarak kendi dağıtım ağlarını kuran insanlardır.
Müzikal DIY ürünlar genellikle plak ya da kaset formatında olur fakat
son 4-5 yılda CD'lerin de kopyalanabilmesi artık normal bir iş haline
geldiği için CD formatındaki ürünler de oldukça yaygın. DIY kelimesini
yanlış kullananlar için bir anektod; yayınladığınız ürünün üstüne
herhangi bir kuruluşa veya kişiye yardım amacı dışında "kar" koydunuz
zaman o artık "DIY" bir aktivite olmaktan çıkmış olmaktadır, haberiniz
ola

Flyer : İnternetin yaygınlaşmasıyla artık önemini yitiren ama sembolik
olarak hala mektupla yapılan yazışmalarda kullanılan bir olay. Yani,
mektuplar yoluyla elden ele dolaşan ve üzerinde bir grubun, distronun
ya da fanzinin adresi, çıkardığı ürün ve ürünü nasıl elde
edebileceğiniz gibi bilgileri içeren küçük çaplı bir "sanat"tır. Şimdi
bu sanatın yerini web almış gibi görünüyor .
Flyerların bir önemli tarafı da sevdiğiniz ve desteklediğiniz grupların
flyerlarını kendi yazışmalarınızda başka insanlara da yollayarak onlara
destek olabilmenizdi. Hatta yolladığınız mektuba kendinizinkiler
dışında değişik ve güzel flyerlar koymak adet haline gelmişti
diyebilirim. Kendi hzaırladınız bir flyerın dönüp dolaşarak, atıyorum
Japonya'dan bir distrodan gelen bir mektubun içinden çıkması kadar
dumur edici ve sevindirici bir olay yoktur.

Trade : İşte "underground" dediğimiz dünyadaki en güzel aktivite. Bu
kelimenin tam Türkçe karşılığı "ticaret" fakat biz burada bunu "değiş
tokuş" olarak kullanacağız, zira "para" dediğimiz şey icat edilmeden
önce ticaret insanların kendi ürettikleri malları ihtiyaçlarına göre
başkalarıyla değişerek hayatlarını devam ettirmelerini ifade ediyordu.
Neyse konuyu dağıtmayalım. Trade, ürünlerinizi diğer grupların ve
fanzinlerin ürünleriyle değiş tokuş etmek anlamında kullanılıyor.
Mesela Agathocles yeni bir live tape yayınlıyor ve içinde 30 şarkının
Belçika'da kaydedilmiş konser kayıtları var. Sizin de bir distronuz var
diyelim ki Rottfish/ Hermit split tape'ini yayınladınız. Agathocles
elemanlarına bir mektup ya da mail atıyorsunuz, diyorsunuz ki sen bana
o konser kasetini yolla ben de sana bizim live tapei yollayayım, trade
yapalım. O da size tamam o zaman yolla kaseti ben de yolluyorum diyor,
böylece ürünlerinizi hem insanlara ulaştırmış hem de yeni bir DIY ürünü
dinlemiş oluyorsunuz. Elinize ulaşan flyer ya da ziyaret ettiğiniz
sitelerde eğer "trades are welcome" ya da benzeri bir cümle görürseniz,
anlayınız ki bu kişi trade yapmaya açık bir insandır. Zaten DIY
aktivitelerinin temel amacı insanlara ürünlerinizi satmak değil, trade
yoluyla herkesin ürettiğinin birbiriyle paylaşmasını sağlamak ve bu
yolla uluslar arası bir alt kültür iletişimini sağlamaktır. Tabii bu
noktada önemli bir diğer kavram devreye giriyor, o da Rip Off....

Rip Off : Bu kelime trade için söz aldığınız kişinin siz ona ürününüzü
yolladığınız halde, onun size kendi ürününü yollamaması durumunu ifade
ediyor. Ripoffçu kişiler, underground yazışmalarda en çok dikkat
etmeniz gereken insanlar. Bu insanları tanımanın öyle gizli bir formülü
yok ama ünlü ripoffçular her daim sitelerde, flyerlarda ve yazışmalarda
deşifre edilir ve böylece daha fazla insanı kandırmaları engellenir.
Rip Off kapsamına DIY bir firma ya da distronun anlaştığı grubu
kazıklaması ve ürünü kar payı koyarak satması da giriyor. HC ortamında
daha çok bireysel takılan bazı tiplerde bu görülmekteyken, metal
ortamında bu ripoff olayı oldukça yaygın. En ünlü ripoff firmalardan
ikisi ise ABD'li Wild Rags Records ve Türkiye'den My Garden'ın albümünü
yayınladıktan sonra gruba tek kopya bile yollamayan ve albümü
yayınladığını gruptan saklayan Norveç'li Artric Serenades Records.
Bunun dışında bir de "biz yurtdışında şu firmadan şu grupla split album
yayınladık" diyerek memleketteki gençleri lüleden yiyen bir death metal
grubumuz var ki onlar da rip off'un kralı oluyorlar, ama isim vererek
üzmeyelim bu metalci biraderleri, nasıl olsa çoktan tarih oldular. Rip
Off kelimesi özellikle yabancı dergilerde okuyabileceğiniz albüm
eleştirilerinde, bir grubu birebir taklit eden kopyacı ve arakçı
grupları da ifade etmek için de kullanılmakta. Hemen belirtelim bir
grubun başlattığı ekole dahil olmakla, onu aynen kopyalamak arasında
fark var. Neyse konuyu yine dağıtmadan sıradaki gelsin...

IRC : Yine internetin yayılmasıyla önemini göreli olarak kaybeden bir
başka olay. Açılımı "International Reply Coupon" yani uluslar arası
cevap kuponu. Bu bir firmadan katalog istediğinizde, sadece mektup
parası karşılığında edinilebilen fanzinlerde ya da ilk kez
yazışacağınız ve çok fazla mektup alan bir gruba ilk mektubu
yazdığınızda sizden istenilen bir şeydir. Bu kuponu mektubun içinde
yollayarak bir nevi onun size yollayacağı mektubun parasını da siz
ödersiniz. Postanelerde seyrek de olsa bulunur(du hala var mıdır
bilemiyorum bu olay). Bir grubun röportaja cevap vermek ya da basit bir
mektup için sizden IRC istemesi bence eşşekliktir. Bunu normal bulan da
vardır, bulmayan da ama eğer underground bir grupsanız bence "çok
mektup geliyor başa çıkamıyorum" gibi bir bahaneniz olamaz,
olmamalıdır. Gerekli gördüğünüz her mektuba cevap yazarsınız ve bu işin
bir parçasıdır. İstemediğinize de yazmazsınız, zira ortada bir "fan
kulüp" ya da "dinleyiciyi memnun etme" yükümlülüğü yoktur, bu iş zevk
için yapılır. IRC'nin yerine bir çok firma ve fanzin mektubun içine 1
ya da 2 dolar koyup yollamanızı ister, bunu da belirtelim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://karanliksokak.forummum.com
AzUr
Admin


Mesaj Sayısı: 60
Kayıt tarihi: 18/11/08
Yaş: 20

MesajKonu: Geri: Punk Nedir?   Salı Kas. 18, 2008 12:38 pm


EP : Açılımı Extended Play, bir nevi kısa albüm anlamındadır. İçinde -
grubun türüne göre değişmekle birlikte 5-6 şarkı olur. Kaset ve plak
formatında olur, CD formatında olana MCD ( mini CD) ya da CDEP denir.

LP : Açılımı Long Play, yani bildiğiniz albüm. Tek farkı yalnızca plak
formatındaki uzun albümlere "LP" denir. Sıklıkla "plak" kelimesinin
yerine kullanılır. Underground camiada LP ve diğer plak formatlarının
önemi büyüktür, zira stüdyo hileleri ile kotarılmamış bir müziğin en
direkt ve sesin en doğal haliyle size ulaştığı tek format budur.
Ülkemizde plak hem bağımsız olarak hem de firmalar aracılığıyla oldukça
zor ve pahalı bir iş olmasına rağmen kıçımızın dibindeki Yunanistan,
Bulgaristan ve diğer Balkan ülkelerinde bu iş özellikle tüm türevleri
ile punk ve doom/death scene'lerinde oldukça yaygın ve ucuz bir
aktivitedir.

7" : Bunların içinde eminim en çok duyduğunuz 7". 7" bildiğiniz ve
belki de evinizdeki eski pikapın etrafında tozlu bir şekilde duran
Müzeyyan Senar 45'liğinin ta kendisidir. Bildiğiniz büyük kocaman
plağın daha küçük boyda olanıdır, underground camiada ise oldukça
önemli bir ürün formatıdır. Bildiğiniz EP'nin plak formatında olanına
verilen isimdir, böyle minik ufak tefek, CD'den biraz daha büyük bir
plakçıktır kendileri. Memleketin hc/punk tarihine biraz göz gezdirenler
Turmoil / Accoustic Grinder , Radical Noise / Necrosis , Rashit / Ask
It Why split 7"'lerini hatırlayacaklardır. Hem split hem de tek olanı
gayet makbuldür, farzdır .

Split : Şimdi yukarıdaki yazıda "split" kelimesini okudunuz, bu ne lan
dediniz. Split, iki ya da daha fazla grubun tek bir ürün formatında
ortak olarak şarkılarını yayınlamasıdır. Aslında en makbulü 2 grubun
yaptığı split çalışma olmakla birlikte, 3 way ve 4 way split olarak
adlandırılan 3 ve 4 grubun ortaklaşa yaptığı çalışmalarda oldukça
yaygındır. İşin içine 10 grup girdiğinde ona artık "compilation"
diyoruz, onun da tanımı aşağıda. Neyse, split her formatta karşımıza
çıkar ama esas makbul olanı split 7"lerdir. Zira özellikle
hardcore/punk camiasında oldukça yaygın olan bu split 7" aktivitesinin
bir çok faydası vardır. Dinleyici aynı eserde iki grubu birden tanır;
LP ve CD'ye göre çok daha ucuz olması sebebiyle yeni DIY firmalar ve
distrolar için güzel bir kendini tanıtma yoludur; yeni bir grubun,
underground ortamlarda tanınan bir grupla split yaparak adını duyurması
( mesela Agathocles elemanları sevdikleri grupların adını duyurmak için
bunu sık sık yapmaktadırlar ) güzel bir aktivitedir. Yani split'in
faydaları saymakla bitmez, tadından yenmez. Memleketi ilgilendiren
geçmişteki en önemli splitler 7" maddesinde okuduklarınıza ek olarak
Rashit - Active Minds ( eski sayılarımızı okuyanlar bu grubu bilirler)
split tape, Radical Noise - Ask It Why split tape'dir. Günümüzde de
Rottfish - Cemiyette Pişiyorum, Rott Fish - Hermit (AMA Distro), Less -
Crash (Resist Distro) gibi bir çok split ürün yayınlanmakta, ve fakat
plak olayına girilememesi nedeniyle genelde kaset formatı
kullanılmaktadır. Peki split CD olmaz mı, olur. Bence kaset ve plakta
olduğu gibi A yüzü B yüzü olayı olmadığı için çok komik görünmektedir
bu split CD'ler ama içinde güzel gruplar olduğu zaman tadundan yenmez.
İşte size iki güzel ve güncel split CD örneği; Suicide / Cidesphere
split CD'si (Zoo Müzik) ile Agoraphobic Nosebleed / Converge (Relapse
Records) spliti.

Flexi : Bu da başka bir plak formatı, fakat diğerlerinden farkı eğilip
bükülebilir olması. Dağıtımı kolay bir plak türü olmasına rağmen fazla
yaygın değil. Aslında düşündüğüm bir şey memleketim gruplarının flexi
yaptırıp buraya da gayet kolayca bu flexileri sokabileceği, nasılsa
gümrükten geçerken anlaşılmıycak, incecik bişi.... Ne diyorm ben ya
geçiniz...

Compilation : Türkçesi "karışık albüm". İşte underground ortamlarda
fanzinler ve 7"lerden sonra grupları en iyi test edebileceğiniz ürün
biçimi. Bir bölgeden ya da ülkeden çıkmış ilgilendiğiniz tarzda bütün
grupları dinleyebileceğiniz ürünlerdir compilationlar. Yani
anlayacağınız gibi "bölgesel" olanları bence daha makbuldür ve
anlamlıdır. Her formatta olabilir, kaset, plak, CD fark etmez.
Özellikle Asya ülkelerinde, Doğu Avrupa'da, Balkanlar'da ve son
zamanlarda ülkemizde yayınlanan compilationlar yeni ve güzel grupları
keşfetmek için birebir. Bunun dışında bir de özellikle genelde politik
sebepler ya da bir kuruluşa yardım toplamak için yayınlanan "benefit
compilation" dediğimiz bir olay var ki, Batı'da özellikle işe küçükten
başlayıp sonra işin kaymağını yemeye başlayan Victory Records, Epitaph
Records gibi firmaların bolca suistimal ettiği bir albüm tipidir. Bu
tür albümlerin DIY olanları makbuldür, ilginçtir, içinde değişik ve
güzel fikirler, gruplar barındırır. Son zamanlarda ülkemizde de Extreme
Response Distro, Crackpot Distro gibi distroların çıkarttığı
compilationlar dikkate değer nitelikte. Memleketin ilk hc/punk
compilationı ise TMY distro tarafından yayınlanan ve dünyada da çok iyi
dağıtılmış olan Turkish Hardcore Compilation Vol1'dır.

Fanzin : İkitelli medyası tarafından bile sıklıkla deforme edilen bir
kavram. "Ne" olduğu konusunda kafalar fazlaca karışık. Şöyle ki
memleketim metalcilerinin bir çoğu fanzini hala kendilerine ait bir
kavram olarak görmekte. Hatta bu bir yana bırakın sadece fotokopiyle
çoğaltılan herşeyin fanzin sayılmasını, renkli metal dergilerini bile
fanzin olarak adlandıranlar var. İyi bir şey yapmak için illa
yaptığınız şeye fanzin denmesi gerekmediği gibi, sırf artistik duruyor
diye bir sürü alakasız neşriyatın fanzin sınıfına sokulması da aynı
şekilde gereksiz. Fanzinler aslında kökü 70'lerin başına dayanan ve
yeraltında yaşayan insanları önemli konserlere ve politik protestolara
davet eden, amatör afiş ve el ilanı kültürünün bir uzantısı. Punkların
ve altkültür savunucularının başlattığı bir akım. Zamanla sadece DIY
müzik üzerine yoğunlaşan ve politik yazılar içeren fanzinler
yayılırken, 90'lardan itibaren özellikle ABD'de insanların günlük
hayatlarını anlattıkları fanzinler de oldukça yaygın hale gelmeye
başlamış. İşin içine müzik endüstrisi tarafından dışlanan diğer ekstrem
diğer türlerin ( dark wave'den tutun grindcore, death/grind,
goregrind'a kadar) de girmesiyle "fanzin" kavramı "zine" adına
dönüşerek geniş bir kesime yayılmış. Başlangıçta anti - kapitalist bir
propaganda aracıyken, yavaş yavaş politik yönü sadece müzik
endüstrisine karşı olmak olan bir kavram haline gelmiş. Dediğim gibi
bunda hc/punk dışındaki daha az politize ama ekstrem türlerin de bu işe
el atmasının rolü büyük. Bu noktada Türkiye'de çıkmış ve anti -
kapitalist içeriğiyle dikkat çeken ama metal ağırlıklı ya da tüm
ekstrem türlere toptan yer veren fanzinler olduğunu da eklemek
gerekiyor. Bunların başında eski GorGor, Yer altı, Anestezi, Disguast,
Horror News, Gorezine ve yeni fanzinlerden Twilight zine var. Hc/punk
fanzinleri ise 92-94 döneminden başlamak üzere Action Speaks Louder
Than Words, Politicartoon, Eblek Hardcore, Güzel Mecmuası, Malumat,
Liberation, Cevat Prekazi, Unity Of Black Anarres, Dış Mihrak, Vegan
Anarşi, Sert İth************ 268, Spastik Eroll gibi fanzinlerden
oluşmakta. İsmini unuttuğumuz fanzinler affeylesin. Bir de müzik
ağırlıklı hc/punk dergileri var ki bunların başında da elinizde
tuttuğunuz Artcore, Asperger gibi neşriyatlar gelmekte.

Webzine : Webzinler de aslında fanzinlerin internetteki uzantısı olarak
kabul edilebilir. Şu an aktif olarak nette yer alan farklı türlerden
bazı webzinler şunlar: http://www.brnzine.com/ , http://www.noiseweb.cjb.net/ , http://zine.disguast.com/ , http://www.delikasap.com/ , http://www.heavyonline.cjb.net/ , http://www.artcorezine.cjb.net/ , http://www.napalmer.com/ , http://www.noizine.net/ ....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://karanliksokak.forummum.com
AzUr
Admin


Mesaj Sayısı: 60
Kayıt tarihi: 18/11/08
Yaş: 20

MesajKonu: Punk Tarihi   Salı Kas. 18, 2008 12:40 pm

PUNK TARİHİ
Eli kolu bağlı oturmak ve şikayet etmek yerine "kendin yap" sloganıyla
kapitalist sistemin yüzüne tüküren Punk`ların müziklerini dinledin,
simdi de okuyabilirsin… Yirmi yılını dolduran "Punk", ne kadar mezara
yollanmaya çalışılsa da, felsefesinin ilkelerini geliştirerek büyümüş,
pek çok yeni akımın doğmasına neden olmuştur. Yirmi yıllık Punk
tarihini değerlendirdiği Punk Felsefesi kitabında Craig O`Hara,
hareketin içinden biri olarak bize, bu süreç boyunca ortaya çıkan
Punk`ın bugünkü halini anlatıyor. Ana akım medyanın Punk`ı nasıl yalan
yanlış yansıtarak hareketi yok etmeye çalıştığını, dazlaklarla
Punk`ların birbirlerine koşut gelişimlerini ve ayrılıklarını, Punk`a
özgü bir iletişim ağı oluşturan fanzinleri, hareketin siyasi duruşunu
belirleyen anarşizmi, Punk`ın cinsellik ve toplumsal cinsiyet
meselelerine karşı tavrını, çevre sorunlarına yaklaşımlarını ve "kendin
yap" etiğini ele alan bu kitap, gürültünün ötesinde neler olup
bittiğini öğrenmek isteyenlere önerilir.
VAR OLAN SİSTEMLERE BİR ALTERNATİF.
NEDİR VE NEDEN DÜNYANIN HER YERİNDEKİ PUNK’LAR TARAFINDAN BENİMSENİYOR.
“SATIN ALINMIŞ” POLİTİKACILARIN BAŞARISIZLIĞI, BU VAMPİRLER OLMAZSA
HEPİMİZ DAHA İYİ DURUMDA OLACAĞIZ FİKRİNE AÇIK OLAN BİR KARŞIT KÜLTÜRÜN
OLUŞMASINI SAĞLAMIŞTIR.

“Her tür devlet gereksizdir ve istenilmez. Devlet, topluluğun kendi
kendine sağlayamayacağı herhangi bir hizmet sağlamaz. Kimsenin bize
neler yapacağımızı söylemesine, hayatımızı nasıl idare edeceğimizi
emretmesine ihtiyacımız yok; kimsenin vergiler, kurallar ve kanunlarla
bizi taciz etmesine ve emeğimizi sömürerek şatafatlı yaşamlarını
sürdürmesine ihtiyacımız yok” (Anarşist Gençler Federasyonu - Anarchist
Youth Federation [AYF], Profane Existence, Sayı: 5, Ağustos, 1990, s.
38).
İş siyasi ideolojiyi seçmeye gelince, Punk’ların büyük çoğunluğu
anarşizmi tercih ediyorlar. Kapitalizm veya komünizmin herhangi bir
türünün devam etmesini destekleyen neredeyse hiç yok. Bu, bütün
Punk’ların, Anarşizm’in tarihi ve kuramı hakkında çok okudukları
anlamına gelmez, fakat çoğu, Anarşizm’in resmi devletin veya
hükümdarların olmaması, bireysel özgürlük ve sorumluluğa değer
verilmesi ilkeleri çerçevesinde oluşturulan bir inancı paylaşıyorlardır
(kim paylaşmaz ki). Minneapolis’den çıkan fanzin Profane Existence,
Kuzey Amerika’daki en büyük anarşist fanzindir ve içerdiği müzik ve
politik bilgiler, anarşist bakış açısından aktarılmaktadır. Daha
entelektüel/aktivist eğilimli okurlara hitap eden ve Punk hareketinin
müzik tarafını safdışı bırakarak salt politik formatı benimseyen başka
değerli birçok fanzin de vardır. Avrupa camiasının, Kuzey Amerika’daki
akranlarından daha fazla anarşist fanzin ve müzik üretmesinin sonucu
olarak, Avrupalı Punk’lar tarihsel olarak daha politik olmuşlardır. Bu
fanzinlerin yaratıcıları ve editörleri, görünür bir biçimde politik
eğilimi olan ikinci dalga Avrupa Punk’ından (1980-1984) etkilendiler.
Örneğin Birleşik Krallık’taki Crass, Conflict ve Discharge;
Hollanda’daki The Ex ve BGK ile ABD’deki MDC ve Dead Kennedys müzik
grupları, birçok Punk’ı sırf Rock’N’Roll’cu olmaktan çıkararak, asi
düşünürlere dönüştürdüler. Bu müzik gruplarının ideolojileri, Punk
müziğinin yelpazesinin her yerinde, her tür müzik çalan birçok grup
tarafından sürdürülüyor.

Şikago’daki Los Crudos’un hararetli politik thrash müziği nasıl zulmün
yüzüne haykırıyorsa, Propaghandi’nin açıkça sınıf bilinci taşıyan
şarkıları, kulağa hoş gelen ve akılda kalan pop Punk tarzına mükemmelce
oturuyor. Bu müzik gruplarının bir sonucu olarak, binlerce genç insan
kendini “anarşist” olarak nitelendiriyor ve mevcut devlet rejimlerine
karşı kin besliyor. “Uygarlık dediğimiz şeyin ilk aşamalarında birkaç
insan, kendileri adına başka insanları çalıştırarak rahat bir yaşam
sürdürebileceklerinin ve onların sırtından zengin olabileceklerinin
farkına varmış. Bu insanlar, kendilerini kabile reisi, şaman, kral veya
rahip olarak atamak için kurnazlık veya fiziki kuvvet kullanmışlar.
Tehdit ve batıl inançlar kullanarak insanları hizaya getirmişler. Ara
sıra tebaaları başkaldırırdı ve onlar, ya tebaalarının yatışmalarını
sağlayabilecek kadar reform bahşederdi ya da yerlerini yeni
hükümdarlara devrederlerdi. İşte devletin doğası böyledir” (Felix,
“Professor Felix’s Very Short History of Anarchism”, Profane Existence,
Sayı: 1, Aralık, 1989, s. 13).

Punk’lar, dünyanın mevcut sistemlerine, kısırdöngü haline gelmiş
devrimlerle sonrasında yaşanan baskı ortamlarına karşı bir alternatif
olan anarşizme yöneliyor. Devletlerin (veya genel olarak
hiyerarşilerin) doğası gereği, onların altında yaşayan (veya onlar
tarafından etkilenen) insanlar baskı altında tutulur ve sömürülür.
Gençlik veya burjuva karşıt-kültürlerden farklı olarak Punk’lar,
komünizmi ve geleneksel demokratik devletlerin sol kanatlarının yanı
sıra kapitalizmi de reddederler. İktidarda olan partilerin uyguladığı
reformlar çoğu zaman devletçi (yani resmi devletin sürdürülmesinden
yana olan) veya yüzeysel bulunarak kınanır. Reformlar, insanları
özgürleştirmek için değil, onları teskin etmek için yapılır. Komünizme
gelince, birçok Punk, komünist hareketin en azından sözde geçerli olan
kadın hakları ve işçi sınıfı desteği konusunda anlaşmaktadır ve
kapitalist toplumdan aynı derecede hazzetmemektedirler. Punk
topluluğunun birçok üyesi, belli başlı konularla ilgili, görünüşe göre
benzer amaçları olduğu için Spartacist League, Devrimci Komünist Parti
(Revolutionary Communist Party - RCP) ve başka
Marksist/Leninist/Troçkist grupların düzenlediği eylemlere
katılmışlardır. Anarşistler ve tarih hakkında okuyan herhangi bir
kimse, komünizmin gerçeklerinin ideal anarşist devletin amaçlarından
uzak olduğunun farkına varır. “Komünist grupların muhalefet yaparken
söyledikleri, iktidardayken dile getirdiklerinden tamamen farklıdır.
Onlar komünizmi, kapitalistlerin baskılarına ve zulmüne karşı eşitlik
ve adalet adına mücadele eden asil bir hareket olarak gösterirler. Ama
gerçek olan, sol partilerin doğası gereği otoriter olduklarıdır.
Felsefesinin bir parçası olarak bir insanın diğerine hükmetmesini
savunan her sistem zulüm olasılığını barındırır. Komünist gruplar halk
kitlelerinin özgürleşmesi için değil, kendilerinin iktidara gelmesi
için mücadele eder. İktidara gelince de, iktidarlarını sürdürebilmek
için bütün hükümetlerin uyguladığı baskıları onlar da uyguluyor” (Felix
ve Rat, “Revolt Against Communism” [Komünizme Karşı Başkaldırma], PE,
Sayı: 2, Şubat, 1990, s. 22).
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://karanliksokak.forummum.com
AzUr
Admin


Mesaj Sayısı: 60
Kayıt tarihi: 18/11/08
Yaş: 20

MesajKonu: Geri: Punk Nedir?   Salı Kas. 18, 2008 12:41 pm


Komünizmin zulmünü gösteren kanıtlar, sadece mevcut baskıcı rejimlerden
değil, anarşistlerin, totaliter komünist kuvvetlerin ihanetine
uğradıkları ve onlar tarafından ezildikleri 1921 yılında yaşanan
Kronstadt Ayaklanması, 1918-1921 yılları arasında yaşanan Ukranya
Anarşizm Hareketi ve 1936-1939 yıllarının İspanyol İç Savaşı’nda da
bulunabilir. Komünist rejimler, sonuçları itibariyle tahttan indirilen
rejimlerden illa ki farklı olmuyor, en azından hükmedilen tebaalarına
göre pek bir şey değişmiyor. Devrimlerin amacı, basit bir hükümdar
değiş tokuşu anlamına gelmemeli. “Bu yüzyılda devrim, sadece kapitalist
sistemleri devredip yerine eşit derecede ya da daha baskıcı olan kendi
sistemlerini devreye sokan komünist örgütlerin profesyonel sınıfı
tarafından idare edilen devrim anlamına gelmiştir” (Minnesota müzik
grubu Destroy, PE, Sayı: 1, s. 29).

Bu anlamda devrimler kısırdöngü haline gelmiştir; hoşnutsuz olanların
başkaldırmaları ancak başka bir hoşnutsuz sınıfı yaratmaya yarıyor.
Komünizm, anarşizmin sağladığı özgürlük derecesini sağlamıyor;
dolayısıyla güya düşmanı olan kapitalizmden daha çok tercih edilen bir
sistem olmamalıdır. Punk hareketi başta, sahte demokratik politikaları
benimseyen kapitalist ülkelerde oluştu. Bu nedenle kapitalizm ve onun
neden olduğu sorunlar politik Punk’ların ilk hedefi olmuştur. Evsizlik,
sınıfçılık ve işyerinde yaşanan sömürü, açgözlülük üzerine kurulan bir
sistemin bazı sonuçları olarak görülmektedir. Kapitalist sistem,
toplumun bazı üyelerinin bolluk içinde yaşamalarını sağlarken, bu durum
o bolluktan mahrum bırakılan insanların sömürülmesiyle doğrudan
ilişkilidir. Bir insanın dürüstçe çalışarak zengin olabilme inancı,
tekrar tekrar aksi kanıtlarla yıkılmıştır. Eğer bu gerçek olsaydı, ben
ve ailem dahil olmak üzere alt sınıfın şu anki birçok mensubunun
keyifleri tıkırında olurdu. Kapitalist toplumda başarı, insanın sahip
olduğu para ve mal ölçüsüyle tanımlanır. Bu tanımı kullanarak, kendi
konumlarından tatmin olan ve fakir duruma düşmekten korkan orta sınıfın
“hali vakti”nin herhangi bir radikal değişime direnebilecek kadar
“yerinde” olduğunu söleyebiliriz. Gerçek durumunun farkında olması
gereken (ki birçoğu bunun farkındadır) gelir düzeyi düşük olanlar bile
orta sınıf bolluğundan bir parça koparabilme olasılığı için çalışırlar.
İnsanların yiyecek yerine müzik setleri ve televizyonları
yağmalamaları, daha iyi bir yaşamın daha çok para ve daha çok mal
anlamına geldiği konusunda ikna olduklarının bir göstergesidir. Paranın
ve belli lükslerin, hayatı kolaylaştırdığı şüphesiz doğrudur, fakat
başarı ve başarısızlığı bu ölçülere tabi tutmak tehlikeli imalar
barındırır. “Kapitalizm, herkesin kendi kârını azamiye çıkarmaya
çalıştığının farz edildiği kuramsal bir modele dayanır. Üstelik,
insanlar çoğunlukla, etraflarındaki her şeyi metaya dönüştürerek bu
modele uymuştur” (“New World Order,” MRR, Sayı: 98, Temmuz, 1991).

Çevrenin şu an karşı karşıya kaldığı tehlike ve felaketler bunu aşikâr
bir biçimde kanıtlıyor. İktisatçılar, yaşanacak kayıpları hesaba
katmadan çevresel ürünlerin değerini hesapladıkları zaman, gelecek
insan kuşakları ve şimdiki bitki ve hayvan türleri için kesin bir
felakete yol açmış oluyorlar. Daha uç vakalarda, “bu düşünce biçimi,
insanlar ve insanlar arasındaki çatışmanın bir bütün olarak mal haline
geldiği savaş zamanlarında en kritik noktasına ulaşır; öldürmek
anlamını yitirir” (a.g.e.). Bu çok önemli bir nokta ve bunu vurgulamak
için Orta Doğu’da yaşanan Körfez Savaşı’nı örnek verebiliriz.
Kapitalizmin yamyamlık olduğu tekrar tekrar söylenmiştir. Bu ifade
genellikle büyük şirket sahipleri veya yöneticilerinin, kâr sağlamak
isteğiyle nasıl diğer insanları sömürdüğüne işaret ederken kullanılır.
Kapitalizm çoğu zaman sanki belli bir grup insanın ıstırabından kuvvet
bularak büyüyor gibi görünüyor. Körfez Savaşı sırasında her iki tarafın
askerleri, kâr kaybını önlemenin yanı sıra işleri çoğaltmak için araç
olarak kullanılmışlardır. “Bu savaşla ilgili bazı gerçeklerin doğruluğu
tartışılmaz: Yüz binlerce masum insan hayatını kaybetmiş; bir uygarlık
yok edilmiştir. Kapitalist Amerika’da ise savaşın ima ettikleri oldukça
farklıydı: Bundan kazanılacak çok para vardı” (a.g.e.). Bu savaşın
neden yanlış olduğu ve neden meşru olmadığının (sanki herhangi bir
savaş meşru olabilirmiş gibi) açıkça ortada olan nedenlerine girmeden
önce savaşın bazı ekonomik sonuçlarına bakalım. Birileri, Çöl Fırtınası
tişörtleri, videoları, televizyon programları ve tampon çıkartmaları
gibisinden ürünlerini satabilmek için ırkçı sloganları ve birçok
insanın ölümünü kendi çıkarına kullandı. Kâr kategorisinde en çok
“kazananlar” büyük olasılıkla petrol şirketleriydi ve popüler savaş
karşıtı slogan “petrol için kan dökülmesin”in yerine “kâr için kan
dökülmesin” daha doğru olurdu. ABD için savaşın toplam maliyeti
yaklaşık altmış milyar dolar olarak hesaplanmıştır. (Bu rakNe Oldu Ne
Oldu Ne Oldu sayılarını tam bilemediğimiz yaşamlarını yitiren müttefik
askerlerini içermediği gibi, Irak’ın kayıplarını hiçbir şekilde hesaba
katmıyor). Eğer bu rakamın doğru olduğunu kabul edersek -ki bu ahlaki
bir suç sayılır aslında- Amerika’nın bu savaştan elde ettiği kâra dair
daha fazla bilgiye ulaşırız. “Müttefiklerin şimdiye kadar 57 milyar
dolarlık katkısı olmuştur savaşa; buna Suudi Arabistan’la Kuveyt’in
yeni silah satışları için yaptıkları 18 milyar dolarlık peşin ödeme
eklenince, ABD hükümeti için bu savaşın sonuçta gayet kârlı bir girişim
olduğu ortaya çıkıyor” (a.g.e.). Sadece hükümet değil, Irak’ı yeniden
yapılandıracak büyük inşaat şirketleri de iyi mangır biriktirecekti. Ne
kadar çok hasar varsa, o kadar yeniden yapılandırma vardır, dolayısıyla
o kadar da kâr var demektir. Savaştan kâr sağlamak sapıkça bir şey gibi
gelebilir insana, ama gerçekleşen aynen budur. Birilerinin, ekonomiyi
ve kişisel kârları iyileştirmek, işsizlik oranını düşürmek ve
vatanseverlik hararetini artırmak için beyan edilen bir askeri hedefin
aldatıcı görünüşünün arkasında gizlenerek bir savaş çıkarmayı
arzulayacağına inanmak çok mu gerçek dışı? “Böylesi fenomenleri
açıklamak için bazıları ayrıntılarla bezenmiş komplo teorileri
türetirlerdi, fakat bize göre bu tür teorilere ihtiyaç yoktur. Gerçek
ise hilekâr düzenin esas yüzünü ortaya koyuyor: Savaştan kâr elde
etmek, her şeyi, sahip olduğu tek değeri olan ‘serbest piyasa’
tarafından belirlenen bir mala dönüştüren kapitalist sistemde rasyonel
bir eylemdir” (a.g.e.). Dolayısıyla kapitalizm, sermaye elde etmek için
insanları insanlıktan çıkarmak ve onları (ve belki de hayvanları/doğal
çevreyi) sömürmekle temellendirildiği sürece anarşistler tarafından
kabul edilemez. Anarşistlerin, kapitalizmi ve sahte demokratik devleti
reddetmeleri için daha çok neden var. Bunların bazılarına daha sonra
değineceğiz. Anarşist Punk’lar, demokrasinin radikal, liberal veya
aşırı solcu olarak tanımlanan kesimleriyle örtüşen birçok inanca sahip
görünüyorlar. Kadın ve eşcinsel haklarının ve ırklar arası eşitliğin
savunulması hem liberallerin hem de anarşistlerin bir şekilde resmen
kabul ettiği ilkelerdir. Ancak bu benzerlikler, anarşistlerin Sol’u,
Sağ’ı kınadıkları kadar (bazen de daha fazla) kınamalarına engel
olmuyor. “Anarşistlerin, solcu gruplarla koalisyon oluşturabilmeleri ve
onlarla birlikte çalışabilmeleri biraz tuhaf görünüyor. Gerçekte
anarşizm, sağcı gruplara karşı olduğu kadar sol politikalarına da
muhafet ediyor” (Felix ve Rat, PE, Sayı: 2).
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://karanliksokak.forummum.com
AzUr
Admin


Mesaj Sayısı: 60
Kayıt tarihi: 18/11/08
Yaş: 20

MesajKonu: Geri: Punk Nedir?   Salı Kas. 18, 2008 12:41 pm


Yine Körfez Savaşı, Sol ile anarşistlerin arasındaki farklıkları
örnekliyor. Sol’un protesto gösterileri ve direnme çabaları, aslında
“radikal eşitçiliği destekleyen ilkesel bir tutumu benimsemeye”
gönülsüz olduklarını gösterdi (“New World Order”, MRR, Sayı: 99,
Ağustos, 1991).

Genel olarak anarşistlerin Sol’a dair görüşü, Sol’un “Devlet’e doğrudan
karşı durmasını gerektirecek” herhangi bir şeyden uzak durduğudur
(a.g.e.). Ben şahsen Washington D.C.’deki en büyük protestoya katıldım
ve bu deneyimden yola çıkarak anarşistlerin bu iddiasını
doğrulayabilirim. Protesto gösterisi, kendilerini pazarlamak için
ellerinden geleni yapan ve mallarını satmaya çalışan birkaç liberal
grup tarafından düzenlendi. “Hareketin liderleri göstericileri,
slogancılara uymaya ve zincirleri kırma riskine girmektense ‘medeni
insanlar gibi’ onları şakırdatmaya çağırdılar. Yürüyüşçülere,
kaldırımda yürümeleri ve medya için görgü kurallarına göre davranmaları
emredildi; kendiliğinden gelişen, yaratıcı muhalif hareketlerde
bulunmalarından vazgeçirilmeye çalışıldı. Farklı görüşleri savunanlar
için de, herkese haddini bildiren ‘barış gözlemcileri’ görev başındaydı”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://karanliksokak.forummum.com
AzUr
Admin


Mesaj Sayısı: 60
Kayıt tarihi: 18/11/08
Yaş: 20

MesajKonu: Geri: Punk Nedir?   Salı Kas. 18, 2008 12:42 pm

Psychobilly nedir?
Psychobilly 1970'lerin İngiliz
Punk Rock’ı ile 1950'lerin Amerikan Rock’ını birleştiren bir türdür. Bu
tarz genelde şarkı sözlerini korku filmleri, şiddet, sömürü filmleri,
sex ve yasaklanmış konulardan referans alır.Modern Psychobilly’de daha
çok Horror Punk’a benzediği söylenebilir.

Psychobilly terimi ilk defa Johnny Cash tarafından 1976'ların Top 10
listesinde bulunan One Piece At A Time şarkısında kullanıldı.Bir kaç
yıl sonra Cramps konser afişlerinde "psychobilly" ya da "voodoo
rockabilly" olarak kullanarak bir tarz halini aldı.Screamin’ Jay
Hawkins, The Stray Cats ve Motorhead gibi gruplar da psychobilly’nin
öncüleri oldular.

İlk, gerçekten, psychobilly olarak nitelendirilebilecek grup 1980'lerin
Güney İngiltere’sinden The Meteors‘dur.Grup üyelerinden bir tanesi rock
alt kültürüne sahip, bir diğeri punk alt kültürüne ve bir diğeride
korku filmleri fanatiği.Müzikal fikirlerini birleştirerek
psychobilly’nin günümüzdeki halini almasını sağlamışlardır.

1982 yılında bir gece kulübü olan Klubfoot İngiletere’deki psychobilly
sahnesini Hammersmith ile açan ilk kulüp olma özelliğini
taşır.Günümüzde ise kulüp yıkılmış, yerine ofisler ve otobüs durağı
yapılmıştır.1980'lerin ortalarında psychobilly fanları "Psychobilly
Weekends" adında organizasyonlar düzenleyerek bir çok grubun
katılımlarıyla gelişmesine yardımcı olmuşlardır.

Psychobilly Avrupa’da daha çok Almanya, İtalya, İspanya, Amerika’nın
bazı bölgelerinde Asya’da özellikle Japonya’da da yayılmıştır.Önemli
temsilcileri, The Meteors, The Sharks, Batmobile, The Nekromantix, Mad
Sin, The Klingonz, Tiger Army, Los Gatos Locos olarak
gösterilebilirler.




Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://karanliksokak.forummum.com
AzUr
Admin


Mesaj Sayısı: 60
Kayıt tarihi: 18/11/08
Yaş: 20

MesajKonu: Geri: Punk Nedir?   Salı Kas. 18, 2008 12:43 pm

Punk Ve Rock
Punk; kültür politika ve estetiği ile kurumsallaşmış sanat teorileri ve
bunu yaratan topluma, toplumsal sisteme karşı doğmuş bir reddediştir.
Punk, sanatçıyı devrimci olarak görür, geleneksel ve kalıplaşmış
davranış ve yaşam biçimine karşı yıkıcı bir tavır geliştirir. Bireyin
kişisel gelişimini yönlendiren, yaşam biçimini şekillendiren toplumsal
organizmayı herşeyin suçlusu olarak görür ve saldırmaktan çekinmez.
Punk'a göre herşey alt üst olmalıdır; aykırı, ayrıksı giyim tarzı, ve
gündelik yaşamda sınırlann belirsizleştirilmesi, bilinçli
kışkırtıcılık, kabul görmüş ve tekdüzeleşmiş yaşam biçiminin yeniden
düzenlenmesi (ya da düzensizleştirilmesi) punk yaşam biçiminin devrimci
taktikleridir.

Punk'ın kendini var ettiği sahne; ekonomik ve toplumsal buhranın
yaşamın her alanını cenderede tuttuğu 1970'lerin son dönemlerindeki
İngiltere'dir. Punk akımı; İngiltere'deki ekonomik bunalımdan büyük
zarar gören işçi sınıfı gençleri arasında doğdu. "Geleceğin olmadığı'"
hayatlarının ve politik güç sahibi kişilerce yönetilen bir toplum
tarafından önceden belirlendiği gerçeği, toplumsal dinamiği oluşturan
gençlerin en büyük buhranıydı. Bu buhranın köklerinin fütürizm,
dadaizm, nihilizm ve anarşizm

Punklar içinde bulunduklan durumu protesto etmek için ellerindeki her
malzeme ile bedenleri de dahil, kendilerini ironik bir biçimde
"toplumsal atık" olarak sundular: Köle kıyafetleri, zincirler, deriler,
dayatılan cinsiyetçi modaya karşı androjenlik, parçalanmış giysiler,
rengarenk ve dikleştirilmiş rahatsız edici saç biçimleri ve punk
sembollerinden bedene iliştirilmiş çengelli iğne... Punk antimodadır.
Amacı geleneksel kalıplar içinde yaşayan topluma karşı algıyı bozmaya
yönelik açık bir saldındır.

Punk estetiğinin yaratıcısı olarak kabul edilen Londralı modacı
Vivienne Westwood (Sex Pistols'in doğuşunda da nedenlerinden olan 'Sex'
adlı dükkanın ortaklanndan) şu sözleri ile punk esetetiğinin "nedenini"
açıklıyor:

"...Onun giysilerini giyrnek için cesur olmanız gerekir. sokakta
yürürken tüm dikkatleri üzerinize çekeceksiniz. Bu tepkileri davet eden
bir güç gösterisidir. Giysiler genellikle fikirleri sözlerden daha iyi
anlatabilir. Bir kitap, bir poster ya da broşür kadar yıkıcı bir silah
olabilir: Otobüste yanınızda 'Anarchy in the UK' (Birleşik Krallıkta
Anarşi) tişörtü ile oturan biri sizi anıda rahatsız eder."

Punk kültürü kendi dayanışma ve iletişim ağını da yaratmıştı.
Fanzinler. Kültür ve sanatendüstrisine ve sisteme karşı bir tokat olan
fanzinlerin varoluş nedeni yadsıma, reddetme talebi ve çağnsıdır.
Fanzinlerin punk eylem yaşam biçiminde oldukça önemli bir yeri vardır.
(Yeraltı Edebiyatı) İlk Punk fanzini; "Sniffin' Glue", Punkın;
"kendi-başına yap" (do-it-yourself felsefesini ortaya çıkanyordu: bir
gitar üzerinde üç akorun yerleri gösterilmiş ve şu başlık atılmıştı:
"İşte size bir akor, işte iki tane daha, hadi şimdi gidip kendi
grubunuzu kurun."

Punklar arasında iletişim ve düşünsel ağ oluşturmasının yanısıra
fanzinlerin yaptığı bir diğer önemli katkıda yıkıcı grafik tasanm
estetiğini oluşturmasıydı. Çoğunluğu elle yazılan, siyah beyaz olan
kaotik bir kolajla oluşturulup fotokopi ile çoğaltılan fanzinlerin
sadece dış görünüşleri ile bile algıyı bozmaya, kalıplan yıkmaya
yönelikti.

Punk'ın bu yıkıcı tavrının köklerini dada akımının oluşturduğu
söylenebilir. 1916-1922 yıllan arasında Dada kendisini de reddederek
mevcut tüm toplumsal ve estetik değerlere şiddetli karşı çıkışı,
anlamsızlığı ve antisanatı, provakatif parodisi, edepsiz mizahı ile
yıkıcı sanatın temsilcilerindendir.

" .. .Bizim için birer HİÇSİNİZ Tanrılarınız gibi: HİÇ Bürokratlarınız,
yöneticileriniz gibi :HİÇ Ressamlarınız, şairileriniz gibi: HİÇ Bana
saldınp, dişlerimi sökseniz de suratınıza aptal öküzler olduğunuzu
haykıracağım..." (Dada Manifestosundan)

Dadanın önce gelen simalanndan Mareel Duchamp; pisuvar, şişe askılığı,
kar küreği gibi eşyalann üzerine sadece imzasını atarak ve birer sanat
eseri olarak sergilediği "ready mode"leri (hazıryapıt/yapım) ile
tanınmıştır.

Punk konserleri, punk giyimi ve sanatı gibi yıkıcıdır. Değerlere
yönelik birer saldırıdır. Punk'ın kışkırtıcılık politikasının bir
parçası olan gruplar konser sırasında, seyircisi ile şiddet, yıkım
gösterisi sergilerier. (Sahneye kusmak, tükürmek, havada uçuşan içki
şişeleri, sandalyeler , grup dansı) Punk'ın bu sadomazoşist eğilimi
aslında, punk'ın diğer tahripkar unsurlan gibi belli bir şeye dikkat
çekmek üzere kullanılan bir şok taktiğiydi. Punklar toplumu nasıl
gördüklerini anlatmak istiyorlardı: Anarşi istiyorlardı, yeni bir müzik
tarzı geliştirmek ve bu müzik tarzının kaosunu paylaşmak, çoğaltmak
istiyorlardı. Punk konserleri ekspresyonist performansı ile "şimdi ve
burada"dır. (now-and-here) Ekspresyonizmin sembolü haline gelen Çığlık
punkta hem şarkılarında hem de grafik tasarımlannda kendini gösteren
bir motiftir: yüksek desibel seviyesi,izleyici ile grup arasında
fiziksel ve duyusal etki punk konseri "yaşamalanı" içindedir. O an'ın
içinde yaşanılanlar zamandan ve mekandan soyutlanmış kaostur.

Punk Rock'ın gelişimi Amerika ile İngiltere arasındaki kültürel
alışverişle hız kazanmıştı. Velvet Undergound, New York DolI ve Ramones
gibi New York'lu gruplar, 1965'te başlayıp 1970'ler boyunca devam eden
bir süreçte, bilinçli bir biçimde "sokak kültürünü" işlemiş ve geleceğe
karamsar bakan yeni bir tür müzik üretmişlerdir. (Bu gruplar sadece
punk rock'ın değil hard'n' heavy, heavy metal ve türevIerinin de
doğuşunda da etkili olmuşlardır.)


"Punk", "Punk Rock", "Punk Kültürü" tam da punk'ın istediği gibi açık
bir biçimde tanımlanamamıştır. (Standardize edilerneme, kategorize
edilememe) Punk; ilk çıkışı 1975'te belirli bir rock and roll türünü ve
kendisi ile iyişkilendirilen gençlik alt kültürünü anlatmak için
kullanılmaya başlansa da, 80'ler sonrası ticari rock müziğin
türevlerini tanımlamak için kullanılmaya başlanmıştır. Punk 'underround
rock', 'new wave', 'new music', 'street rock', 'power pop',
'avant-punk' ve 'hardcore' gibi terimlerle özdeşleşen anlamlarda da
kullanılmıştır.

Punk sözcüğünün kökleri de bulanıktır. İngilizcede ilk olarak fahişe
ile eşanlamlı olarak ortaya çıkar. Funk ve Wagnalls İngilizcenin Yeni
Standart Sözlüğünde şöyle tanımlanır:

ı.Çürümüş tahta, bitkisel kav, değersiz nesne, boş konuşma.
2. Yumrukla yapılan saldın ya da darbe.
3. Genç Haydut, hayta, serseri.
Bu sözcük tanımları bilgilendirici olsa da punk'ı tanımlamaz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://karanliksokak.forummum.com
AzUr
Admin


Mesaj Sayısı: 60
Kayıt tarihi: 18/11/08
Yaş: 20

MesajKonu: Geri: Punk Nedir?   Salı Kas. 18, 2008 12:43 pm

Punk Rock'ın ortaya çıkışı Ocak 1976'da Manhattan'daki East Viyiage'da
bulunan CBGB and OMFUG adlı küçük bir kulüpte verilen konserlerden
doğan'Punk' adlı derginin çıkışı ile başlar.

...18 yaşındaydım. New York'taydım. Yıl 1975'ti. Birgün arabada
giderken John (Holmstrom) 'bir dergi çıkaralım' dedi. Beni ve Ged'i
(Dunn) Velvet Underground'a 1997 ve Stooges'a ve New York Dolls'a
uyandıran John'dı John derginin sevdiğimiz şeylerin bileşimi olmasını
istiyordu. Eski Tv dizileri, bira içmek, düzüşmek, çizburger, mizah
dergileri, ikinci sınıf filmler ve bizden başka kimsenin takılmadığı
rock'n'rol grupları. John derginin adının Teenage News olmasını
istiyordu. Dolls'un aynı isimli şarkısından ötürü. Boktan bir isim
olduğunu söyledim. 'Niye Punk demiyoruz?' dedim. Punk sevdiğimiz
herşeyi temsil ediyordu: Kıyak, yapmacıksız, absürd, komik, ironik,
şehri küçük posterlerle donattık. 'Dikkat Punk geliyor! Leg McNeil
Please kill Me/ Roll Dergisi temmuz 2001/07"


İsyankar CBGB and OMFUG (Country, Blue Grass, Blues and Other Music For
Uplifting Gormandizers) sahnesi Punk dergisi yolu ile punk terimi ile
kurduğu bağlantı, belli bir deneysel rock'n'rol akımını tarif edecek
olan "Punk Rock" teriminin oluşması sürecinin ilk aşamasıdır.

Punk dergisinin ilk sayısı 1 Ocak 1976'da çıktı. Lou Reed ve Ramones
ile ilgili yazıların yanı sıra John Holmstrom'un özgün otobiyografik
çizgi dizisi "Joe", Leqs Mcneil'den şehvetli kadınlarla ilgili "foto
karikatür öykü"sü yer alıyordu. Punk'ın ilk sayısı 3000 adet basıldı.
Ve sadece New York'ta dağıtıldı. Dergi son çıkış tarihi olan 1979'ta
25.000 adet basılıyor ve dünya çapında 2000 aboneye ulaşıyordu.

Punk dergisinin İngiliz punk akımına da grafik anlayışı yönünden önemli
etkileri olmuştu. İngiliz punk rock'ının ilk fanzini "Sniffin' Glue"
adıyla Temmuz 1976'da Londra'da çıkmaya başlar. Daha sonra; Ripped and
Tom rotten to the Core, London's Burning, Live Wire, Vive La Resistance
ve Heat adlı fanzinler İngiliz karşıt kültürünün sözcüleri oldular.

Punk Rock stili Londra'nın güneybatısındaki ve Kings Rood civarındaki
heterojen gençlik söylemlerinden, yaşam biçiminden oluşmuştu. Şüphesiz
ki punk rock'ı tetikleyenler arasında, androjen görüntüsü ile
fetişleştirilen fenomen David Bowie'nin glitter rock'ı, Ramones,
Heartbreakers, Iggy Pop, Richard Hell gibi kişi ve gruplar vardır.
1960'ların moda alt kültürünü, bazı blues gruplarının melodik alt
yapısını ve isyanını, northem soul ve reggae'den alınma unsurları da
punk müzikal kaosunda bulmak mümkün.

Tarihte Hippy adı ile anılan sahte-uyuşturulmuş-muhalif kültür
milyonlarca ebleh evcilleştirmekte oldukça başarılı olmuştu. Bu sahte
muhalif kültür başarısını mass media'dan daha ziyade, 1950'lilerin beat
generation radikal muhalefetini vahşi kapitalistlerin önünde savunmasız
ve yalnız bırakmasına borçluydu. Başkalannı rahatsız etmeyecek kadar
vasat olan bu insanlar daha sonra senetlerin, iş görüşmelerinin,
ahizelerin arasında geçmişlerini hatırlamayacak kadar değişip
kapitalistleşeceklerdi. Oysa punk kendi bedeni ve yaşam biçimi ile
politikası, parodisi ve estetiği ile kesinlikle asi ve yıkıcıydı, ki
hala bir çok ülkede alt kültür muhalifliğinin en önemli unsurlarıdırlar.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://karanliksokak.forummum.com
 

Punk Nedir?

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

 Similar topics

-
» CM Punk PNG
» CM Punk PNGleri
» En çok sevdiğiniz meyve nedir?
» Mistisizm/Gizemcilik Nedir?
» Yaklasim-Yanasim Nedir?

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KaRaNLıK SoKaK :: Rock & Metal,Emo,Punk,Gothic RAP Akımları :: PuNk & Em0*-