
KaRaNLıK SoKaK HayaTı Siktir Edenler... |
|
| | Yazar | Mesaj |
|---|
AzUr Admin

Mesaj Sayısı: 60 Kayıt tarihi: 18/11/08 Yaş: 20
 | Konu: Punk Nedir? Salı Kas. 18, 2008 12:34 pm | |
| PuNk RoCk (: Punk; kültür politika ve estetiği ile kurumsallaşmış sanat teorileri ve bunu yaratan topluma, toplumsal sisteme karşı doğmuş bir reddediştir. Punk, sanatçıyı devrimci olarak görür, geleneksel ve kalıplaşmış davranış ve yaşam biçimine karşı yıkıcı bir tavır geliştirir. Bireyin kişisel gelişimini yönlendiren, yaşam biçimini şekillendiren toplumsal organizmayı herşeyin suçlusu olarak görür ve saldırmaktan çekinmez. Punk'a göre herşey alt üst olmalıdır; aykırı, ayrıksı giyim tarzı, ve gündelik yaşamda sınırlann belirsizleştirilmesi, bilinçli kışkırtıcılık, kabul görmüş ve tekdüzeleşmiş yaşam biçiminin yeniden düzenlenmesi (ya da düzensizleştirilmesi) punk yaşam biçiminin devrimci taktikleridir.
Punk'ın kendini var ettiği sahne; ekonomik ve toplumsal buhranın yaşamın her alanını cenderede tuttuğu 1970'lerin son dönemlerindeki İngiltere'dir. Punk akımı; İngiltere'deki ekonomik bunalımdan büyük zarar gören işçi sınıfı gençleri arasında doğdu. "Geleceğin olmadığı'" hayatlarının ve politik güç sahibi kişilerce yönetilen bir toplum tarafından önceden belirlendiği gerçeği, toplumsal dinamiği oluşturan gençlerin en büyük buhranıydı. Bu buhranın köklerinin fütürizm, dadaizm, nihilizm ve anarşizm
Punklar içinde bulunduklan durumu protesto etmek için ellerindeki her malzeme ile bedenleri de dahil, kendilerini ironik bir biçimde "toplumsal atık" olarak sundular: Köle kıyafetleri, zincirler, deriler, dayatılan cinsiyetçi modaya karşı androjenlik, parçalanmış giysiler, rengarenk ve dikleştirilmiş rahatsız edici saç biçimleri ve punk sembollerinden bedene iliştirilmiş çengelli iğne... Punk antimodadır. Amacı geleneksel kalıplar içinde yaşayan topluma karşı algıyı bozmaya yönelik açık bir saldındır.
  |
|  | | AzUr Admin

Mesaj Sayısı: 60 Kayıt tarihi: 18/11/08 Yaş: 20
 | Konu: Geri: Punk Nedir? Salı Kas. 18, 2008 12:37 pm | |
| Punk Giyim Tarzı Punk kültürü; halka onlarla özdeşleşmedikleri ve insanlar arası sınıf farklarının olduğu sürece de özdeşleşmeyecekleri mesajını verdiler. Punk rock Amerikada1960'ların sonunda ve 1970'lerde Avrupa ve Kuzey Amerikadaki pre-punk gruplarını da etkilemiştir. Özellikle The New York Dolls un etkilediği birçok punk grubu vardır. Punklar içinde bulunduklan durumu protesto etmek için ellerindeki her malzeme ile bedenleri de dahil, kendilerini ironik bir biçimde "toplumsal atık" olarak sundular: Köle kıyafetleri, zincirler, deriler, dayatılan cinsiyetçi modaya karşı androjenlik, parçalanmış giysiler, rengarenk ve dikleştirilmiş rahatsız edici saç biçimleri ve punk sembollerinden bedene iliştirilmiş çengelli iğne... Punk antimodadır. Amacı geleneksel kalıplar içinde yaşayan topluma karşı algıyı bozmaya yönelik açık bir saldındır. Punk estetiğinin yaratıcısı olarak kabul edilen Londralı modacı Vivienne Westwood (Sex Pistols'in doğuşunda da nedenlerinden olan 'Sex' adlı dükkanın ortaklanndan) şu sözleri ile punk esetetiğinin "nedenini" açıklıyor: "...Onun giysilerini giyrnek için cesur olmanız gerekir. sokakta yürürken tüm dikkatleri üzerinize çekeceksiniz. Bu tepkileri davet eden bir güç gösterisidir. Giysiler genellikle fikirleri sözlerden daha iyi anlatabilir. Bir kitap, bir poster ya da broşür kadar yıkıcı bir silah olabilir: Otobüste yanınızda 'Anarchy in the UK' (Birleşik Krallıkta Anarşi) tişörtü ile oturan biri sizi anıda rahatsız eder."
Punk stili ve modası İngiltere 'de önem kazanıp mohawk punk stiliyle birleşmiştir. Mohawk etkisi aslında "Taxi Driver" filminde Robert De Niro'nun şaç şekliyle olmuştur.İngiltereli Richard Hell bu sac modelini biraz değiştirerek ve boyayarak bugünki punk saçının oluşumunu tamamlamıştır |
|  | | AzUr Admin

Mesaj Sayısı: 60 Kayıt tarihi: 18/11/08 Yaş: 20
 | Konu: Geri: Punk Nedir? Salı Kas. 18, 2008 12:37 pm | |
| Punk Terimleri Sözlüğü D.I.Y. : Açılımı; "Do It Yourself", yani bir nevi "Kendin Pişir Herkes Sebeplensin".... D.I.Y. mantalitesine sahip gruplar, fanzinler ve diğer aktivite sahipleri; ürünlerini hiçbir şekilde plak firmaları, dağıtıcı firmalar ya da büyük ve ticari mailorderlar olmaksızın kendi olanaklarıyla çoğaltan ve dinleyicilere ürünü konserlerde elden vererek, distrolar aracılığıyla ya da mektup, fanzinler, mail ve flyerlar yoluyla ulaştırarak kendi dağıtım ağlarını kuran insanlardır. Müzikal DIY ürünlar genellikle plak ya da kaset formatında olur fakat son 4-5 yılda CD'lerin de kopyalanabilmesi artık normal bir iş haline geldiği için CD formatındaki ürünler de oldukça yaygın. DIY kelimesini yanlış kullananlar için bir anektod; yayınladığınız ürünün üstüne herhangi bir kuruluşa veya kişiye yardım amacı dışında "kar" koydunuz zaman o artık "DIY" bir aktivite olmaktan çıkmış olmaktadır, haberiniz ola
Flyer : İnternetin yaygınlaşmasıyla artık önemini yitiren ama sembolik olarak hala mektupla yapılan yazışmalarda kullanılan bir olay. Yani, mektuplar yoluyla elden ele dolaşan ve üzerinde bir grubun, distronun ya da fanzinin adresi, çıkardığı ürün ve ürünü nasıl elde edebileceğiniz gibi bilgileri içeren küçük çaplı bir "sanat"tır. Şimdi bu sanatın yerini web almış gibi görünüyor . Flyerların bir önemli tarafı da sevdiğiniz ve desteklediğiniz grupların flyerlarını kendi yazışmalarınızda başka insanlara da yollayarak onlara destek olabilmenizdi. Hatta yolladığınız mektuba kendinizinkiler dışında değişik ve güzel flyerlar koymak adet haline gelmişti diyebilirim. Kendi hzaırladınız bir flyerın dönüp dolaşarak, atıyorum Japonya'dan bir distrodan gelen bir mektubun içinden çıkması kadar dumur edici ve sevindirici bir olay yoktur.
Trade : İşte "underground" dediğimiz dünyadaki en güzel aktivite. Bu kelimenin tam Türkçe karşılığı "ticaret" fakat biz burada bunu "değiş tokuş" olarak kullanacağız, zira "para" dediğimiz şey icat edilmeden önce ticaret insanların kendi ürettikleri malları ihtiyaçlarına göre başkalarıyla değişerek hayatlarını devam ettirmelerini ifade ediyordu. Neyse konuyu dağıtmayalım. Trade, ürünlerinizi diğer grupların ve fanzinlerin ürünleriyle değiş tokuş etmek anlamında kullanılıyor. Mesela Agathocles yeni bir live tape yayınlıyor ve içinde 30 şarkının Belçika'da kaydedilmiş konser kayıtları var. Sizin de bir distronuz var diyelim ki Rottfish/ Hermit split tape'ini yayınladınız. Agathocles elemanlarına bir mektup ya da mail atıyorsunuz, diyorsunuz ki sen bana o konser kasetini yolla ben de sana bizim live tapei yollayayım, trade yapalım. O da size tamam o zaman yolla kaseti ben de yolluyorum diyor, böylece ürünlerinizi hem insanlara ulaştırmış hem de yeni bir DIY ürünü dinlemiş oluyorsunuz. Elinize ulaşan flyer ya da ziyaret ettiğiniz sitelerde eğer "trades are welcome" ya da benzeri bir cümle görürseniz, anlayınız ki bu kişi trade yapmaya açık bir insandır. Zaten DIY aktivitelerinin temel amacı insanlara ürünlerinizi satmak değil, trade yoluyla herkesin ürettiğinin birbiriyle paylaşmasını sağlamak ve bu yolla uluslar arası bir alt kültür iletişimini sağlamaktır. Tabii bu noktada önemli bir diğer kavram devreye giriyor, o da Rip Off....
Rip Off : Bu kelime trade için söz aldığınız kişinin siz ona ürününüzü yolladığınız halde, onun size kendi ürününü yollamaması durumunu ifade ediyor. Ripoffçu kişiler, underground yazışmalarda en çok dikkat etmeniz gereken insanlar. Bu insanları tanımanın öyle gizli bir formülü yok ama ünlü ripoffçular her daim sitelerde, flyerlarda ve yazışmalarda deşifre edilir ve böylece daha fazla insanı kandırmaları engellenir. Rip Off kapsamına DIY bir firma ya da distronun anlaştığı grubu kazıklaması ve ürünü kar payı koyarak satması da giriyor. HC ortamında daha çok bireysel takılan bazı tiplerde bu görülmekteyken, metal ortamında bu ripoff olayı oldukça yaygın. En ünlü ripoff firmalardan ikisi ise ABD'li Wild Rags Records ve Türkiye'den My Garden'ın albümünü yayınladıktan sonra gruba tek kopya bile yollamayan ve albümü yayınladığını gruptan saklayan Norveç'li Artric Serenades Records. Bunun dışında bir de "biz yurtdışında şu firmadan şu grupla split album yayınladık" diyerek memleketteki gençleri lüleden yiyen bir death metal grubumuz var ki onlar da rip off'un kralı oluyorlar, ama isim vererek üzmeyelim bu metalci biraderleri, nasıl olsa çoktan tarih oldular. Rip Off kelimesi özellikle yabancı dergilerde okuyabileceğiniz albüm eleştirilerinde, bir grubu birebir taklit eden kopyacı ve arakçı grupları da ifade etmek için de kullanılmakta. Hemen belirtelim bir grubun başlattığı ekole dahil olmakla, onu aynen kopyalamak arasında fark var. Neyse konuyu yine dağıtmadan sıradaki gelsin...
IRC : Yine internetin yayılmasıyla önemini göreli olarak kaybeden bir başka olay. Açılımı "International Reply Coupon" yani uluslar arası cevap kuponu. Bu bir firmadan katalog istediğinizde, sadece mektup parası karşılığında edinilebilen fanzinlerde ya da ilk kez yazışacağınız ve çok fazla mektup alan bir gruba ilk mektubu yazdığınızda sizden istenilen bir şeydir. Bu kuponu mektubun içinde yollayarak bir nevi onun size yollayacağı mektubun parasını da siz ödersiniz. Postanelerde seyrek de olsa bulunur(du hala var mıdır bilemiyorum bu olay). Bir grubun röportaja cevap vermek ya da basit bir mektup için sizden IRC istemesi bence eşşekliktir. Bunu normal bulan da vardır, bulmayan da ama eğer underground bir grupsanız bence "çok mektup geliyor başa çıkamıyorum" gibi bir bahaneniz olamaz, olmamalıdır. Gerekli gördüğünüz her mektuba cevap yazarsınız ve bu işin bir parçasıdır. İstemediğinize de yazmazsınız, zira ortada bir "fan kulüp" ya da "dinleyiciyi memnun etme" yükümlülüğü yoktur, bu iş zevk için yapılır. IRC'nin yerine bir çok firma ve fanzin mektubun içine 1 ya da 2 dolar koyup yollamanızı ister, bunu da belirtelim.
|
|  | | AzUr Admin

Mesaj Sayısı: 60 Kayıt tarihi: 18/11/08 Yaş: 20
 | Konu: Geri: Punk Nedir? Salı Kas. 18, 2008 12:38 pm | |
| EP : Açılımı Extended Play, bir nevi kısa albüm anlamındadır. İçinde - grubun türüne göre değişmekle birlikte 5-6 şarkı olur. Kaset ve plak formatında olur, CD formatında olana MCD ( mini CD) ya da CDEP denir.
LP : Açılımı Long Play, yani bildiğiniz albüm. Tek farkı yalnızca plak formatındaki uzun albümlere "LP" denir. Sıklıkla "plak" kelimesinin yerine kullanılır. Underground camiada LP ve diğer plak formatlarının önemi büyüktür, zira stüdyo hileleri ile kotarılmamış bir müziğin en direkt ve sesin en doğal haliyle size ulaştığı tek format budur. Ülkemizde plak hem bağımsız olarak hem de firmalar aracılığıyla oldukça zor ve pahalı bir iş olmasına rağmen kıçımızın dibindeki Yunanistan, Bulgaristan ve diğer Balkan ülkelerinde bu iş özellikle tüm türevleri ile punk ve doom/death scene'lerinde oldukça yaygın ve ucuz bir aktivitedir.
7" : Bunların içinde eminim en çok duyduğunuz 7". 7" bildiğiniz ve belki de evinizdeki eski pikapın etrafında tozlu bir şekilde duran Müzeyyan Senar 45'liğinin ta kendisidir. Bildiğiniz büyük kocaman plağın daha küçük boyda olanıdır, underground camiada ise oldukça önemli bir ürün formatıdır. Bildiğiniz EP'nin plak formatında olanına verilen isimdir, böyle minik ufak tefek, CD'den biraz daha büyük bir plakçıktır kendileri. Memleketin hc/punk tarihine biraz göz gezdirenler Turmoil / Accoustic Grinder , Radical Noise / Necrosis , Rashit / Ask It Why split 7"'lerini hatırlayacaklardır. Hem split hem de tek olanı gayet makbuldür, farzdır .
Split : Şimdi yukarıdaki yazıda "split" kelimesini okudunuz, bu ne lan dediniz. Split, iki ya da daha fazla grubun tek bir ürün formatında ortak olarak şarkılarını yayınlamasıdır. Aslında en makbulü 2 grubun yaptığı split çalışma olmakla birlikte, 3 way ve 4 way split olarak adlandırılan 3 ve 4 grubun ortaklaşa yaptığı çalışmalarda oldukça yaygındır. İşin içine 10 grup girdiğinde ona artık "compilation" diyoruz, onun da tanımı aşağıda. Neyse, split her formatta karşımıza çıkar ama esas makbul olanı split 7"lerdir. Zira özellikle hardcore/punk camiasında oldukça yaygın olan bu split 7" aktivitesinin bir çok faydası vardır. Dinleyici aynı eserde iki grubu birden tanır; LP ve CD'ye göre çok daha ucuz olması sebebiyle yeni DIY firmalar ve distrolar için güzel bir kendini tanıtma yoludur; yeni bir grubun, underground ortamlarda tanınan bir grupla split yaparak adını duyurması ( mesela Agathocles elemanları sevdikleri grupların adını duyurmak için bunu sık sık yapmaktadırlar ) güzel bir aktivitedir. Yani split'in faydaları saymakla bitmez, tadından yenmez. Memleketi ilgilendiren geçmişteki en önemli splitler 7" maddesinde okuduklarınıza ek olarak Rashit - Active Minds ( eski sayılarımızı okuyanlar bu grubu bilirler) split tape, Radical Noise - Ask It Why split tape'dir. Günümüzde de Rottfish - Cemiyette Pişiyorum, Rott Fish - Hermit (AMA Distro), Less - Crash (Resist Distro) gibi bir çok split ürün yayınlanmakta, ve fakat plak olayına girilememesi nedeniyle genelde kaset formatı kullanılmaktadır. Peki split CD olmaz mı, olur. Bence kaset ve plakta olduğu gibi A yüzü B yüzü olayı olmadığı için çok komik görünmektedir bu split CD'ler ama içinde güzel gruplar olduğu zaman tadundan yenmez. İşte size iki güzel ve güncel split CD örneği; Suicide / Cidesphere split CD'si (Zoo Müzik) ile Agoraphobic Nosebleed / Converge (Relapse Records) spliti.
Flexi : Bu da başka bir plak formatı, fakat diğerlerinden farkı eğilip bükülebilir olması. Dağıtımı kolay bir plak türü olmasına rağmen fazla yaygın değil. Aslında düşündüğüm bir şey memleketim gruplarının flexi yaptırıp buraya da gayet kolayca bu flexileri sokabileceği, nasılsa gümrükten geçerken anlaşılmıycak, incecik bişi.... Ne diyorm ben ya geçiniz...
Compilation : Türkçesi "karışık albüm". İşte underground ortamlarda fanzinler ve 7"lerden sonra grupları en iyi test edebileceğiniz ürün biçimi. Bir bölgeden ya da ülkeden çıkmış ilgilendiğiniz tarzda bütün grupları dinleyebileceğiniz ürünlerdir compilationlar. Yani anlayacağınız gibi "bölgesel" olanları bence daha makbuldür ve anlamlıdır. Her formatta olabilir, kaset, plak, CD fark etmez. Özellikle Asya ülkelerinde, Doğu Avrupa'da, Balkanlar'da ve son zamanlarda ülkemizde yayınlanan compilationlar yeni ve güzel grupları keşfetmek için birebir. Bunun dışında bir de özellikle genelde politik sebepler ya da bir kuruluşa yardım toplamak için yayınlanan "benefit compilation" dediğimiz bir olay var ki, Batı'da özellikle işe küçükten başlayıp sonra işin kaymağını yemeye başlayan Victory Records, Epitaph Records gibi firmaların bolca suistimal ettiği bir albüm tipidir. Bu tür albümlerin DIY olanları makbuldür, ilginçtir, içinde değişik ve güzel fikirler, gruplar barındırır. Son zamanlarda ülkemizde de Extreme Response Distro, Crackpot Distro gibi distroların çıkarttığı compilationlar dikkate değer nitelikte. Memleketin ilk hc/punk compilationı ise TMY distro tarafından yayınlanan ve dünyada da çok iyi dağıtılmış olan Turkish Hardcore Compilation Vol1'dır.
Fanzin : İkitelli medyası tarafından bile sıklıkla deforme edilen bir kavram. "Ne" olduğu konusunda kafalar fazlaca karışık. Şöyle ki memleketim metalcilerinin bir çoğu fanzini hala kendilerine ait bir kavram olarak görmekte. Hatta bu bir yana bırakın sadece fotokopiyle çoğaltılan herşeyin fanzin sayılmasını, renkli metal dergilerini bile fanzin olarak adlandıranlar var. İyi bir şey yapmak için illa yaptığınız şeye fanzin denmesi gerekmediği gibi, sırf artistik duruyor diye bir sürü alakasız neşriyatın fanzin sınıfına sokulması da aynı şekilde gereksiz. Fanzinler aslında kökü 70'lerin başına dayanan ve yeraltında yaşayan insanları önemli konserlere ve politik protestolara davet eden, amatör afiş ve el ilanı kültürünün bir uzantısı. Punkların ve altkültür savunucularının başlattığı bir akım. Zamanla sadece DIY müzik üzerine yoğunlaşan ve politik yazılar içeren fanzinler yayılırken, 90'lardan itibaren özellikle ABD'de insanların günlük hayatlarını anlattıkları fanzinler de oldukça yaygın hale gelmeye başlamış. İşin içine müzik endüstrisi tarafından dışlanan diğer ekstrem diğer türlerin ( dark wave'den tutun grindcore, death/grind, goregrind'a kadar) de girmesiyle "fanzin" kavramı "zine" adına dönüşerek geniş bir kesime yayılmış. Başlangıçta anti - kapitalist bir propaganda aracıyken, yavaş yavaş politik yönü sadece müzik endüstrisine karşı olmak olan bir kavram haline gelmiş. Dediğim gibi bunda hc/punk dışındaki daha az politize ama ekstrem türlerin de bu işe el atmasının rolü büyük. Bu noktada Türkiye'de çıkmış ve anti - kapitalist içeriğiyle dikkat çeken ama metal ağırlıklı ya da tüm ekstrem türlere toptan yer veren fanzinler olduğunu da eklemek gerekiyor. Bunların başında eski GorGor, Yer altı, Anestezi, Disguast, Horror News, Gorezine ve yeni fanzinlerden Twilight zine var. Hc/punk fanzinleri ise 92-94 döneminden başlamak üzere Action Speaks Louder Than Words, Politicartoon, Eblek Hardcore, Güzel Mecmuası, Malumat, Liberation, Cevat Prekazi, Unity Of Black Anarres, Dış Mihrak, Vegan Anarşi, Sert İth************ 268, Spastik Eroll gibi fanzinlerden oluşmakta. İsmini unuttuğumuz fanzinler affeylesin. Bir de müzik ağırlıklı hc/punk dergileri var ki bunların başında da elinizde tuttuğunuz Artcore, Asperger gibi neşriyatlar gelmekte.
Webzine : Webzinler de aslında fanzinlerin internetteki uzantısı olarak kabul edilebilir. Şu an aktif olarak nette yer alan farklı türlerden bazı webzinler şunlar: http://www.brnzine.com/ , http://www.noiseweb.cjb.net/ , http://zine.disguast.com/ , http://www.delikasap.com/ , http://www.heavyonline.cjb.net/ , http://www.artcorezine.cjb.net/ , http://www.napalmer.com/ , http://www.noizine.net/ .... |
|  | | AzUr Admin

Mesaj Sayısı: 60 Kayıt tarihi: 18/11/08 Yaş: 20
 | Konu: Punk Tarihi Salı Kas. 18, 2008 12:40 pm | |
| PUNK TARİHİ Eli kolu bağlı oturmak ve şikayet etmek yerine "kendin yap" sloganıyla kapitalist sistemin yüzüne tüküren Punk`ların müziklerini dinledin, simdi de okuyabilirsin… Yirmi yılını dolduran "Punk", ne kadar mezara yollanmaya çalışılsa da, felsefesinin ilkelerini geliştirerek büyümüş, pek çok yeni akımın doğmasına neden olmuştur. Yirmi yıllık Punk tarihini değerlendirdiği Punk Felsefesi kitabında Craig O`Hara, hareketin içinden biri olarak bize, bu süreç boyunca ortaya çıkan Punk`ın bugünkü halini anlatıyor. Ana akım medyanın Punk`ı nasıl yalan yanlış yansıtarak hareketi yok etmeye çalıştığını, dazlaklarla Punk`ların birbirlerine koşut gelişimlerini ve ayrılıklarını, Punk`a özgü bir iletişim ağı oluşturan fanzinleri, hareketin siyasi duruşunu belirleyen anarşizmi, Punk`ın cinsellik ve toplumsal cinsiyet meselelerine karşı tavrını, çevre sorunlarına yaklaşımlarını ve "kendin yap" etiğini ele alan bu kitap, gürültünün ötesinde neler olup bittiğini öğrenmek isteyenlere önerilir. VAR OLAN SİSTEMLERE BİR ALTERNATİF. NEDİR VE NEDEN DÜNYANIN HER YERİNDEKİ PUNK’LAR TARAFINDAN BENİMSENİYOR. “SATIN ALINMIŞ” POLİTİKACILARIN BAŞARISIZLIĞI, BU VAMPİRLER OLMAZSA HEPİMİZ DAHA İYİ DURUMDA OLACAĞIZ FİKRİNE AÇIK OLAN BİR KARŞIT KÜLTÜRÜN OLUŞMASINI SAĞLAMIŞTIR.
“Her tür devlet gereksizdir ve istenilmez. Devlet, topluluğun kendi kendine sağlayamayacağı herhangi bir hizmet sağlamaz. Kimsenin bize neler yapacağımızı söylemesine, hayatımızı nasıl idare edeceğimizi emretmesine ihtiyacımız yok; kimsenin vergiler, kurallar ve kanunlarla bizi taciz etmesine ve emeğimizi sömürerek şatafatlı yaşamlarını sürdürmesine ihtiyacımız yok” (Anarşist Gençler Federasyonu - Anarchist Youth Federation [AYF], Profane Existence, Sayı: 5, Ağustos, 1990, s. 38). İş siyasi ideolojiyi seçmeye gelince, Punk’ların büyük çoğunluğu anarşizmi tercih ediyorlar. Kapitalizm veya komünizmin herhangi bir türünün devam etmesini destekleyen neredeyse hiç yok. Bu, bütün Punk’ların, Anarşizm’in tarihi ve kuramı hakkında çok okudukları anlamına gelmez, fakat çoğu, Anarşizm’in resmi devletin veya hükümdarların olmaması, bireysel özgürlük ve sorumluluğa değer verilmesi ilkeleri çerçevesinde oluşturulan bir inancı paylaşıyorlardır (kim paylaşmaz ki). Minneapolis’den çıkan fanzin Profane Existence, Kuzey Amerika’daki en büyük anarşist fanzindir ve içerdiği müzik ve politik bilgiler, anarşist bakış açısından aktarılmaktadır. Daha entelektüel/aktivist eğilimli okurlara hitap eden ve Punk hareketinin müzik tarafını safdışı bırakarak salt politik formatı benimseyen başka değerli birçok fanzin de vardır. Avrupa camiasının, Kuzey Amerika’daki akranlarından daha fazla anarşist fanzin ve müzik üretmesinin sonucu olarak, Avrupalı Punk’lar tarihsel olarak daha politik olmuşlardır. Bu fanzinlerin yaratıcıları ve editörleri, görünür bir biçimde politik eğilimi olan ikinci dalga Avrupa Punk’ından (1980-1984) etkilendiler. Örneğin Birleşik Krallık’taki Crass, Conflict ve Discharge; Hollanda’daki The Ex ve BGK ile ABD’deki MDC ve Dead Kennedys müzik grupları, birçok Punk’ı sırf Rock’N’Roll’cu olmaktan çıkararak, asi düşünürlere dönüştürdüler. Bu müzik gruplarının ideolojileri, Punk müziğinin yelpazesinin her yerinde, her tür müzik çalan birçok grup tarafından sürdürülüyor.
Şikago’daki Los Crudos’un hararetli politik thrash müziği nasıl zulmün yüzüne haykırıyorsa, Propaghandi’nin açıkça sınıf bilinci taşıyan şarkıları, kulağa hoş gelen ve akılda kalan pop Punk tarzına mükemmelce oturuyor. Bu müzik gruplarının bir sonucu olarak, binlerce genç insan kendini “anarşist” olarak nitelendiriyor ve mevcut devlet rejimlerine karşı kin besliyor. “Uygarlık dediğimiz şeyin ilk aşamalarında birkaç insan, kendileri adına başka insanları çalıştırarak rahat bir yaşam sürdürebileceklerinin ve onların sırtından zengin olabileceklerinin farkına varmış. Bu insanlar, kendilerini kabile reisi, şaman, kral veya rahip olarak atamak için kurnazlık veya fiziki kuvvet kullanmışlar. Tehdit ve batıl inançlar kullanarak insanları hizaya getirmişler. Ara sıra tebaaları başkaldırırdı ve onlar, ya tebaalarının yatışmalarını sağlayabilecek kadar reform bahşederdi ya da yerlerini yeni hükümdarlara devrederlerdi. İşte devletin doğası böyledir” (Felix, “Professor Felix’s Very Short History of Anarchism”, Profane Existence, Sayı: 1, Aralık, 1989, s. 13).
Punk’lar, dünyanın mevcut sistemlerine, kısırdöngü haline gelmiş devrimlerle sonrasında yaşanan baskı ortamlarına karşı bir alternatif olan anarşizme yöneliyor. Devletlerin (veya genel olarak hiyerarşilerin) doğası gereği, onların altında yaşayan (veya onlar tarafından etkilenen) insanlar baskı altında tutulur ve sömürülür. Gençlik veya burjuva karşıt-kültürlerden farklı olarak Punk’lar, komünizmi ve geleneksel demokratik devletlerin sol kanatlarının yanı sıra kapitalizmi de reddederler. İktidarda olan partilerin uyguladığı reformlar çoğu zaman devletçi (yani resmi devletin sürdürülmesinden yana olan) veya yüzeysel bulunarak kınanır. Reformlar, insanları özgürleştirmek için değil, onları teskin etmek için yapılır. Komünizme gelince, birçok Punk, komünist hareketin en azından sözde geçerli olan kadın hakları ve işçi sınıfı desteği konusunda anlaşmaktadır ve kapitalist toplumdan aynı derecede hazzetmemektedirler. Punk topluluğunun birçok üyesi, belli başlı konularla ilgili, görünüşe göre benzer amaçları olduğu için Spartacist League, Devrimci Komünist Parti (Revolutionary Communist Party - RCP) ve başka Marksist/Leninist/Troçkist grupların düzenlediği eylemlere katılmışlardır. Anarşistler ve tarih hakkında okuyan herhangi bir kimse, komünizmin gerçeklerinin ideal anarşist devletin amaçlarından uzak olduğunun farkına varır. “Komünist grupların muhalefet yaparken söyledikleri, iktidardayken dile getirdiklerinden tamamen farklıdır. Onlar komünizmi, kapitalistlerin baskılarına ve zulmüne karşı eşitlik ve adalet adına mücadele eden asil bir hareket olarak gösterirler. Ama gerçek olan, sol partilerin doğası gereği otoriter olduklarıdır. Felsefesinin bir parçası olarak bir insanın diğerine hükmetmesini savunan her sistem zulüm olasılığını barındırır. Komünist gruplar halk kitlelerinin özgürleşmesi için değil, kendilerinin iktidara gelmesi için mücadele eder. İktidara gelince de, iktidarlarını sürdürebilmek için bütün hükümetlerin uyguladığı baskıları onlar da uyguluyor” (Felix ve Rat, “Revolt Against Communism” [Komünizme Karşı Başkaldırma], PE, Sayı: 2, Şubat, 1990, s. 22).
|
|  | | AzUr Admin

Mesaj Sayısı: 60 Kayıt tarihi: 18/11/08 Yaş: 20
 | Konu: Geri: Punk Nedir? Salı Kas. 18, 2008 12:41 pm | |
| Komünizmin zulmünü gösteren kanıtlar, sadece mevcut baskıcı rejimlerden değil, anarşistlerin, totaliter komünist kuvvetlerin ihanetine uğradıkları ve onlar tarafından ezildikleri 1921 yılında yaşanan Kronstadt Ayaklanması, 1918-1921 yılları arasında yaşanan Ukranya Anarşizm Hareketi ve 1936-1939 yıllarının İspanyol İç Savaşı’nda da bulunabilir. Komünist rejimler, sonuçları itibariyle tahttan indirilen rejimlerden illa ki farklı olmuyor, en azından hükmedilen tebaalarına göre pek bir şey değişmiyor. Devrimlerin amacı, basit bir hükümdar değiş tokuşu anlamına gelmemeli. “Bu yüzyılda devrim, sadece kapitalist sistemleri devredip yerine eşit derecede ya da daha baskıcı olan kendi sistemlerini devreye sokan komünist örgütlerin profesyonel sınıfı tarafından idare edilen devrim anlamına gelmiştir” (Minnesota müzik grubu Destroy, PE, Sayı: 1, s. 29).
Bu anlamda devrimler kısırdöngü haline gelmiştir; hoşnutsuz olanların başkaldırmaları ancak başka bir hoşnutsuz sınıfı yaratmaya yarıyor. Komünizm, anarşizmin sağladığı özgürlük derecesini sağlamıyor; dolayısıyla güya düşmanı olan kapitalizmden daha çok tercih edilen bir sistem olmamalıdır. Punk hareketi başta, sahte demokratik politikaları benimseyen kapitalist ülkelerde oluştu. Bu nedenle kapitalizm ve onun neden olduğu sorunlar politik Punk’ların ilk hedefi olmuştur. Evsizlik, sınıfçılık ve işyerinde yaşanan sömürü, açgözlülük üzerine kurulan bir sistemin bazı sonuçları olarak görülmektedir. Kapitalist sistem, toplumun bazı üyelerinin bolluk içinde yaşamalarını sağlarken, bu durum o bolluktan mahrum bırakılan insanların sömürülmesiyle doğrudan ilişkilidir. Bir insanın dürüstçe çalışarak zengin olabilme inancı, tekrar tekrar aksi kanıtlarla yıkılmıştır. Eğer bu gerçek olsaydı, ben ve ailem dahil olmak üzere alt sınıfın şu anki birçok mensubunun keyifleri tıkırında olurdu. Kapitalist toplumda başarı, insanın sahip olduğu para ve mal ölçüsüyle tanımlanır. Bu tanımı kullanarak, kendi konumlarından tatmin olan ve fakir duruma düşmekten korkan orta sınıfın “hali vakti”nin herhangi bir radikal değişime direnebilecek kadar “yerinde” olduğunu söleyebiliriz. Gerçek durumunun farkında olması gereken (ki birçoğu bunun farkındadır) gelir düzeyi düşük olanlar bile orta sınıf bolluğundan bir parça koparabilme olasılığı için çalışırlar. İnsanların yiyecek yerine müzik setleri ve televizyonları yağmalamaları, daha iyi bir yaşamın daha çok para ve daha çok mal anlamına geldiği konusunda ikna olduklarının bir göstergesidir. Paranın ve belli lükslerin, hayatı kolaylaştırdığı şüphesiz doğrudur, fakat başarı ve başarısızlığı bu ölçülere tabi tutmak tehlikeli imalar barındırır. “Kapitalizm, herkesin kendi kârını azamiye çıkarmaya çalıştığının farz edildiği kuramsal bir modele dayanır. Üstelik, insanlar çoğunlukla, etraflarındaki her şeyi metaya dönüştürerek bu modele uymuştur” (“New World Order,” MRR, Sayı: 98, Temmuz, 1991).
Çevrenin şu an karşı karşıya kaldığı tehlike ve felaketler bunu aşikâr bir biçimde kanıtlıyor. İktisatçılar, yaşanacak kayıpları hesaba katmadan çevresel ürünlerin değerini hesapladıkları zaman, gelecek insan kuşakları ve şimdiki bitki ve hayvan türleri için kesin bir felakete yol açmış oluyorlar. Daha uç vakalarda, “bu düşünce biçimi, insanlar ve insanlar arasındaki çatışmanın bir bütün olarak mal haline geldiği savaş zamanlarında en kritik noktasına ulaşır; öldürmek anlamını yitirir” (a.g.e.). Bu çok önemli bir nokta ve bunu vurgulamak için Orta Doğu’da yaşanan Körfez Savaşı’nı örnek verebiliriz. Kapitalizmin yamyamlık olduğu tekrar tekrar söylenmiştir. Bu ifade genellikle büyük şirket sahipleri veya yöneticilerinin, kâr sağlamak isteğiyle nasıl diğer insanları sömürdüğüne işaret ederken kullanılır. Kapitalizm çoğu zaman sanki belli bir grup insanın ıstırabından kuvvet bularak büyüyor gibi görünüyor. Körfez Savaşı sırasında her iki tarafın askerleri, kâr kaybını önlemenin yanı sıra işleri çoğaltmak için araç olarak kullanılmışlardır. “Bu savaşla ilgili bazı gerçeklerin doğruluğu tartışılmaz: Yüz binlerce masum insan hayatını kaybetmiş; bir uygarlık yok edilmiştir. Kapitalist Amerika’da ise savaşın ima ettikleri oldukça farklıydı: Bundan kazanılacak çok para vardı” (a.g.e.). Bu savaşın neden yanlış olduğu ve neden meşru olmadığının (sanki herhangi bir savaş meşru olabilirmiş gibi) açıkça ortada olan nedenlerine girmeden önce savaşın bazı ekonomik sonuçlarına bakalım. Birileri, Çöl Fırtınası tişörtleri, videoları, televizyon programları ve tampon çıkartmaları gibisinden ürünlerini satabilmek için ırkçı sloganları ve birçok insanın ölümünü kendi çıkarına kullandı. Kâr kategorisinde en çok “kazananlar” büyük olasılıkla petrol şirketleriydi ve popüler savaş karşıtı slogan “petrol için kan dökülmesin”in yerine “kâr için kan dökülmesin” daha doğru olurdu. ABD için savaşın toplam maliyeti yaklaşık altmış milyar dolar olarak hesaplanmıştır. (Bu rakNe Oldu Ne Oldu Ne Oldu sayılarını tam bilemediğimiz yaşamlarını yitiren müttefik askerlerini içermediği gibi, Irak’ın kayıplarını hiçbir şekilde hesaba katmıyor). Eğer bu rakamın doğru olduğunu kabul edersek -ki bu ahlaki bir suç sayılır aslında- Amerika’nın bu savaştan elde ettiği kâra dair daha fazla bilgiye ulaşırız. “Müttefiklerin şimdiye kadar 57 milyar dolarlık katkısı olmuştur savaşa; buna Suudi Arabistan’la Kuveyt’in yeni silah satışları için yaptıkları 18 milyar dolarlık peşin ödeme eklenince, ABD hükümeti için bu savaşın sonuçta gayet kârlı bir girişim olduğu ortaya çıkıyor” (a.g.e.). Sadece hükümet değil, Irak’ı yeniden yapılandıracak büyük inşaat şirketleri de iyi mangır biriktirecekti. Ne kadar çok hasar varsa, o kadar yeniden yapılandırma vardır, dolayısıyla o kadar da kâr var demektir. Savaştan kâr sağlamak sapıkça bir şey gibi gelebilir insana, ama gerçekleşen aynen budur. Birilerinin, ekonomiyi ve kişisel kârları iyileştirmek, işsizlik oranını düşürmek ve vatanseverlik hararetini artırmak için beyan edilen bir askeri hedefin aldatıcı görünüşünün arkasında gizlenerek bir savaş çıkarmayı arzulayacağına inanmak çok mu gerçek dışı? “Böylesi fenomenleri açıklamak için bazıları ayrıntılarla bezenmiş komplo teorileri türetirlerdi, fakat bize göre bu tür teorilere ihtiyaç yoktur. Gerçek ise hilekâr düzenin esas yüzünü ortaya koyuyor: Savaştan kâr elde etmek, her şeyi, sahip olduğu tek değeri olan ‘serbest piyasa’ tarafından belirlenen bir mala dönüştüren kapitalist sistemde rasyonel bir eylemdir” (a.g.e.). Dolayısıyla kapitalizm, sermaye elde etmek için insanları insanlıktan çıkarmak ve onları (ve belki de hayvanları/doğal çevreyi) sömürmekle temellendirildiği sürece anarşistler tarafından kabul edilemez. Anarşistlerin, kapitalizmi ve sahte demokratik devleti reddetmeleri için daha çok neden var. Bunların bazılarına daha sonra değineceğiz. Anarşist Punk’lar, demokrasinin radikal, liberal veya aşırı solcu olarak tanımlanan kesimleriyle örtüşen birçok inanca sahip görünüyorlar. Kadın ve eşcinsel haklarının ve ırklar arası eşitliğin savunulması hem liberallerin hem de anarşistlerin bir şekilde resmen kabul ettiği ilkelerdir. Ancak bu benzerlikler, anarşistlerin Sol’u, Sağ’ı kınadıkları kadar (bazen de daha fazla) kınamalarına engel olmuyor. “Anarşistlerin, solcu gruplarla koalisyon oluşturabilmeleri ve onlarla birlikte çalışabilmeleri biraz tuhaf görünüyor. Gerçekte anarşizm, sağcı gruplara karşı olduğu kadar sol politikalarına da muhafet ediyor” (Felix ve Rat, PE, Sayı: 2).
|
|  | | AzUr Admin

Mesaj Sayısı: 60 Kayıt tarihi: 18/11/08 Yaş: 20
 | Konu: Geri: Punk Nedir? Salı Kas. 18, 2008 12:41 pm | |
| Yine Körfez Savaşı, Sol ile anarşistlerin arasındaki farklıkları örnekliyor. Sol’un protesto gösterileri ve direnme çabaları, aslında “radikal eşitçiliği destekleyen ilkesel bir tutumu benimsemeye” gönülsüz olduklarını gösterdi (“New World Order”, MRR, Sayı: 99, Ağustos, 1991).
Genel olarak anarşistlerin Sol’a dair görüşü, Sol’un “Devlet’e doğrudan karşı durmasını gerektirecek” herhangi bir şeyden uzak durduğudur (a.g.e.). Ben şahsen Washington D.C.’deki en büyük protestoya katıldım ve bu deneyimden yola çıkarak anarşistlerin bu iddiasını doğrulayabilirim. Protesto gösterisi, kendilerini pazarlamak için ellerinden geleni yapan ve mallarını satmaya çalışan birkaç liberal grup tarafından düzenlendi. “Hareketin liderleri göstericileri, slogancılara uymaya ve zincirleri kırma riskine girmektense ‘medeni insanlar gibi’ onları şakırdatmaya çağırdılar. Yürüyüşçülere, kaldırımda yürümeleri ve medya için görgü kurallarına göre davranmaları emredildi; kendiliğinden gelişen, yaratıcı muhalif hareketlerde bulunmalarından vazgeçirilmeye çalışıldı. Farklı görüşleri savunanlar için de, herkese haddini bildiren ‘barış gözlemcileri’ görev başındaydı”
|
|  | | AzUr Admin

Mesaj Sayısı: 60 Kayıt tarihi: 18/11/08 Yaş: 20
 | Konu: Geri: Punk Nedir? Salı Kas. 18, 2008 12:42 pm | |
| Psychobilly nedir? Psychobilly 1970'lerin İngiliz Punk Rock’ı ile 1950'lerin Amerikan Rock’ını birleştiren bir türdür. Bu tarz genelde şarkı sözlerini korku filmleri, şiddet, sömürü filmleri, sex ve yasaklanmış konulardan referans alır.Modern Psychobilly’de daha çok Horror Punk’a benzediği söylenebilir.
Psychobilly terimi ilk defa Johnny Cash tarafından 1976'ların Top 10 listesinde bulunan One Piece At A Time şarkısında kullanıldı.Bir kaç yıl sonra Cramps konser afişlerinde "psychobilly" ya da "voodoo rockabilly" olarak kullanarak bir tarz halini aldı.Screamin’ Jay Hawkins, The Stray Cats ve Motorhead gibi gruplar da psychobilly’nin öncüleri oldular.
İlk, gerçekten, psychobilly olarak nitelendirilebilecek grup 1980'lerin Güney İngiltere’sinden The Meteors‘dur.Grup üyelerinden bir tanesi rock alt kültürüne sahip, bir diğeri punk alt kültürüne ve bir diğeride korku filmleri fanatiği.Müzikal fikirlerini birleştirerek psychobilly’nin günümüzdeki halini almasını sağlamışlardır.
1982 yılında bir gece kulübü olan Klubfoot İngiletere’deki psychobilly sahnesini Hammersmith ile açan ilk kulüp olma özelliğini taşır.Günümüzde ise kulüp yıkılmış, yerine ofisler ve otobüs durağı yapılmıştır.1980'lerin ortalarında psychobilly fanları "Psychobilly Weekends" adında organizasyonlar düzenleyerek bir çok grubun katılımlarıyla gelişmesine yardımcı olmuşlardır.
Psychobilly Avrupa’da daha çok Almanya, İtalya, İspanya, Amerika’nın bazı bölgelerinde Asya’da özellikle Japonya’da da yayılmıştır.Önemli temsilcileri, The Meteors, The Sharks, Batmobile, The Nekromantix, Mad Sin, The Klingonz, Tiger Army, Los Gatos Locos olarak gösterilebilirler. |
|  | | AzUr Admin

Mesaj Sayısı: 60 Kayıt tarihi: 18/11/08 Yaş: 20
 | Konu: Geri: Punk Nedir? Salı Kas. 18, 2008 12:43 pm | |
| Punk Ve Rock Punk; kültür politika ve estetiği ile kurumsallaşmış sanat teorileri ve bunu yaratan topluma, toplumsal sisteme karşı doğmuş bir reddediştir. Punk, sanatçıyı devrimci olarak görür, geleneksel ve kalıplaşmış davranış ve yaşam biçimine karşı yıkıcı bir tavır geliştirir. Bireyin kişisel gelişimini yönlendiren, yaşam biçimini şekillendiren toplumsal organizmayı herşeyin suçlusu olarak görür ve saldırmaktan çekinmez. Punk'a göre herşey alt üst olmalıdır; aykırı, ayrıksı giyim tarzı, ve gündelik yaşamda sınırlann belirsizleştirilmesi, bilinçli kışkırtıcılık, kabul görmüş ve tekdüzeleşmiş yaşam biçiminin yeniden düzenlenmesi (ya da düzensizleştirilmesi) punk yaşam biçiminin devrimci taktikleridir.
Punk'ın kendini var ettiği sahne; ekonomik ve toplumsal buhranın yaşamın her alanını cenderede tuttuğu 1970'lerin son dönemlerindeki İngiltere'dir. Punk akımı; İngiltere'deki ekonomik bunalımdan büyük zarar gören işçi sınıfı gençleri arasında doğdu. "Geleceğin olmadığı'" hayatlarının ve politik güç sahibi kişilerce yönetilen bir toplum tarafından önceden belirlendiği gerçeği, toplumsal dinamiği oluşturan gençlerin en büyük buhranıydı. Bu buhranın köklerinin fütürizm, dadaizm, nihilizm ve anarşizm
Punklar içinde bulunduklan durumu protesto etmek için ellerindeki her malzeme ile bedenleri de dahil, kendilerini ironik bir biçimde "toplumsal atık" olarak sundular: Köle kıyafetleri, zincirler, deriler, dayatılan cinsiyetçi modaya karşı androjenlik, parçalanmış giysiler, rengarenk ve dikleştirilmiş rahatsız edici saç biçimleri ve punk sembollerinden bedene iliştirilmiş çengelli iğne... Punk antimodadır. Amacı geleneksel kalıplar içinde yaşayan topluma karşı algıyı bozmaya yönelik açık bir saldındır.
Punk estetiğinin yaratıcısı olarak kabul edilen Londralı modacı Vivienne Westwood (Sex Pistols'in doğuşunda da nedenlerinden olan 'Sex' adlı dükkanın ortaklanndan) şu sözleri ile punk esetetiğinin "nedenini" açıklıyor:
"...Onun giysilerini giyrnek için cesur olmanız gerekir. sokakta yürürken tüm dikkatleri üzerinize çekeceksiniz. Bu tepkileri davet eden bir güç gösterisidir. Giysiler genellikle fikirleri sözlerden daha iyi anlatabilir. Bir kitap, bir poster ya da broşür kadar yıkıcı bir silah olabilir: Otobüste yanınızda 'Anarchy in the UK' (Birleşik Krallıkta Anarşi) tişörtü ile oturan biri sizi anıda rahatsız eder."
Punk kültürü kendi dayanışma ve iletişim ağını da yaratmıştı. Fanzinler. Kültür ve sanatendüstrisine ve sisteme karşı bir tokat olan fanzinlerin varoluş nedeni yadsıma, reddetme talebi ve çağnsıdır. Fanzinlerin punk eylem yaşam biçiminde oldukça önemli bir yeri vardır. (Yeraltı Edebiyatı) İlk Punk fanzini; "Sniffin' Glue", Punkın; "kendi-başına yap" (do-it-yourself felsefesini ortaya çıkanyordu: bir gitar üzerinde üç akorun yerleri gösterilmiş ve şu başlık atılmıştı: "İşte size bir akor, işte iki tane daha, hadi şimdi gidip kendi grubunuzu kurun."
Punklar arasında iletişim ve düşünsel ağ oluşturmasının yanısıra fanzinlerin yaptığı bir diğer önemli katkıda yıkıcı grafik tasanm estetiğini oluşturmasıydı. Çoğunluğu elle yazılan, siyah beyaz olan kaotik bir kolajla oluşturulup fotokopi ile çoğaltılan fanzinlerin sadece dış görünüşleri ile bile algıyı bozmaya, kalıplan yıkmaya yönelikti.
Punk'ın bu yıkıcı tavrının köklerini dada akımının oluşturduğu söylenebilir. 1916-1922 yıllan arasında Dada kendisini de reddederek mevcut tüm toplumsal ve estetik değerlere şiddetli karşı çıkışı, anlamsızlığı ve antisanatı, provakatif parodisi, edepsiz mizahı ile yıkıcı sanatın temsilcilerindendir.
" .. .Bizim için birer HİÇSİNİZ Tanrılarınız gibi: HİÇ Bürokratlarınız, yöneticileriniz gibi :HİÇ Ressamlarınız, şairileriniz gibi: HİÇ Bana saldınp, dişlerimi sökseniz de suratınıza aptal öküzler olduğunuzu haykıracağım..." (Dada Manifestosundan)
Dadanın önce gelen simalanndan Mareel Duchamp; pisuvar, şişe askılığı, kar küreği gibi eşyalann üzerine sadece imzasını atarak ve birer sanat eseri olarak sergilediği "ready mode"leri (hazıryapıt/yapım) ile tanınmıştır.
Punk konserleri, punk giyimi ve sanatı gibi yıkıcıdır. Değerlere yönelik birer saldırıdır. Punk'ın kışkırtıcılık politikasının bir parçası olan gruplar konser sırasında, seyircisi ile şiddet, yıkım gösterisi sergilerier. (Sahneye kusmak, tükürmek, havada uçuşan içki şişeleri, sandalyeler , grup dansı) Punk'ın bu sadomazoşist eğilimi aslında, punk'ın diğer tahripkar unsurlan gibi belli bir şeye dikkat çekmek üzere kullanılan bir şok taktiğiydi. Punklar toplumu nasıl gördüklerini anlatmak istiyorlardı: Anarşi istiyorlardı, yeni bir müzik tarzı geliştirmek ve bu müzik tarzının kaosunu paylaşmak, çoğaltmak istiyorlardı. Punk konserleri ekspresyonist performansı ile "şimdi ve burada"dır. (now-and-here) Ekspresyonizmin sembolü haline gelen Çığlık punkta hem şarkılarında hem de grafik tasarımlannda kendini gösteren bir motiftir: yüksek desibel seviyesi,izleyici ile grup arasında fiziksel ve duyusal etki punk konseri "yaşamalanı" içindedir. O an'ın içinde yaşanılanlar zamandan ve mekandan soyutlanmış kaostur.
Punk Rock'ın gelişimi Amerika ile İngiltere arasındaki kültürel alışverişle hız kazanmıştı. Velvet Undergound, New York DolI ve Ramones gibi New York'lu gruplar, 1965'te başlayıp 1970'ler boyunca devam eden bir süreçte, bilinçli bir biçimde "sokak kültürünü" işlemiş ve geleceğe karamsar bakan yeni bir tür müzik üretmişlerdir. (Bu gruplar sadece punk rock'ın değil hard'n' heavy, heavy metal ve türevIerinin de doğuşunda da etkili olmuşlardır.)
"Punk", "Punk Rock", "Punk Kültürü" tam da punk'ın istediği gibi açık bir biçimde tanımlanamamıştır. (Standardize edilerneme, kategorize edilememe) Punk; ilk çıkışı 1975'te belirli bir rock and roll türünü ve kendisi ile iyişkilendirilen gençlik alt kültürünü anlatmak için kullanılmaya başlansa da, 80'ler sonrası ticari rock müziğin türevlerini tanımlamak için kullanılmaya başlanmıştır. Punk 'underround rock', 'new wave', 'new music', 'street rock', 'power pop', 'avant-punk' ve 'hardcore' gibi terimlerle özdeşleşen anlamlarda da kullanılmıştır.
Punk sözcüğünün kökleri de bulanıktır. İngilizcede ilk olarak fahişe ile eşanlamlı olarak ortaya çıkar. Funk ve Wagnalls İngilizcenin Yeni Standart Sözlüğünde şöyle tanımlanır:
ı.Çürümüş tahta, bitkisel kav, değersiz nesne, boş konuşma. 2. Yumrukla yapılan saldın ya da darbe. 3. Genç Haydut, hayta, serseri. Bu sözcük tanımları bilgilendirici olsa da punk'ı tanımlamaz. |
|  | | AzUr Admin

Mesaj Sayısı: 60 Kayıt tarihi: 18/11/08 Yaş: 20
 | Konu: Geri: Punk Nedir? Salı Kas. 18, 2008 12:43 pm | |
| Punk Rock'ın ortaya çıkışı Ocak 1976'da Manhattan'daki East Viyiage'da bulunan CBGB and OMFUG adlı küçük bir kulüpte verilen konserlerden doğan'Punk' adlı derginin çıkışı ile başlar.
...18 yaşındaydım. New York'taydım. Yıl 1975'ti. Birgün arabada giderken John (Holmstrom) 'bir dergi çıkaralım' dedi. Beni ve Ged'i (Dunn) Velvet Underground'a 1997 ve Stooges'a ve New York Dolls'a uyandıran John'dı John derginin sevdiğimiz şeylerin bileşimi olmasını istiyordu. Eski Tv dizileri, bira içmek, düzüşmek, çizburger, mizah dergileri, ikinci sınıf filmler ve bizden başka kimsenin takılmadığı rock'n'rol grupları. John derginin adının Teenage News olmasını istiyordu. Dolls'un aynı isimli şarkısından ötürü. Boktan bir isim olduğunu söyledim. 'Niye Punk demiyoruz?' dedim. Punk sevdiğimiz herşeyi temsil ediyordu: Kıyak, yapmacıksız, absürd, komik, ironik, şehri küçük posterlerle donattık. 'Dikkat Punk geliyor! Leg McNeil Please kill Me/ Roll Dergisi temmuz 2001/07"
İsyankar CBGB and OMFUG (Country, Blue Grass, Blues and Other Music For Uplifting Gormandizers) sahnesi Punk dergisi yolu ile punk terimi ile kurduğu bağlantı, belli bir deneysel rock'n'rol akımını tarif edecek olan "Punk Rock" teriminin oluşması sürecinin ilk aşamasıdır.
Punk dergisinin ilk sayısı 1 Ocak 1976'da çıktı. Lou Reed ve Ramones ile ilgili yazıların yanı sıra John Holmstrom'un özgün otobiyografik çizgi dizisi "Joe", Leqs Mcneil'den şehvetli kadınlarla ilgili "foto karikatür öykü"sü yer alıyordu. Punk'ın ilk sayısı 3000 adet basıldı. Ve sadece New York'ta dağıtıldı. Dergi son çıkış tarihi olan 1979'ta 25.000 adet basılıyor ve dünya çapında 2000 aboneye ulaşıyordu.
Punk dergisinin İngiliz punk akımına da grafik anlayışı yönünden önemli etkileri olmuştu. İngiliz punk rock'ının ilk fanzini "Sniffin' Glue" adıyla Temmuz 1976'da Londra'da çıkmaya başlar. Daha sonra; Ripped and Tom rotten to the Core, London's Burning, Live Wire, Vive La Resistance ve Heat adlı fanzinler İngiliz karşıt kültürünün sözcüleri oldular.
Punk Rock stili Londra'nın güneybatısındaki ve Kings Rood civarındaki heterojen gençlik söylemlerinden, yaşam biçiminden oluşmuştu. Şüphesiz ki punk rock'ı tetikleyenler arasında, androjen görüntüsü ile fetişleştirilen fenomen David Bowie'nin glitter rock'ı, Ramones, Heartbreakers, Iggy Pop, Richard Hell gibi kişi ve gruplar vardır. 1960'ların moda alt kültürünü, bazı blues gruplarının melodik alt yapısını ve isyanını, northem soul ve reggae'den alınma unsurları da punk müzikal kaosunda bulmak mümkün.
Tarihte Hippy adı ile anılan sahte-uyuşturulmuş-muhalif kültür milyonlarca ebleh evcilleştirmekte oldukça başarılı olmuştu. Bu sahte muhalif kültür başarısını mass media'dan daha ziyade, 1950'lilerin beat generation radikal muhalefetini vahşi kapitalistlerin önünde savunmasız ve yalnız bırakmasına borçluydu. Başkalannı rahatsız etmeyecek kadar vasat olan bu insanlar daha sonra senetlerin, iş görüşmelerinin, ahizelerin arasında geçmişlerini hatırlamayacak kadar değişip kapitalistleşeceklerdi. Oysa punk kendi bedeni ve yaşam biçimi ile politikası, parodisi ve estetiği ile kesinlikle asi ve yıkıcıydı, ki hala bir çok ülkede alt kültür muhalifliğinin en önemli unsurlarıdırlar. |
|  | | |
Similar topics |  |
|
| | Bu forumun müsaadesi var: | Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
| |
| |
| |
|